Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9372 E. 2010/2495 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9372
KARAR NO : 2010/2495
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkilinin maliki olduğu … plakalı aracın, davalılardan … Gıda İnş. Ak. Teks. Al San. Tic. Ltd. Şti.’nin maliki, … Sigorta A.Ş.’nin trafik sigortalısı, …’nin sevk ve idaresindeki … plakalı aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, hasar tutarı olan 4.834,70 YTL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı … Sigorta A.Ş.’nin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ) tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, sorumluluklarının sigortalılarının kusuru ve poliçe limiti limiti ile sınırlı bulunduğunu belirterek, dava açılmasına sebebiyet vermediklerini bildirmiştir.
Davalı … Gıda İnş. Nak.Teks. Al San. Tic. Ltd. Şti, tebligata rağmen cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüyle, 1.937,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alacağa davalı …
şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise 07.05.2006 kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava TTK’nun 1301. maddesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı …, kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın tazmini için teselsül hükümlerine dayanarak davalılara karşı dava açmıştır.Davacı, kusurun % 100 oranında davalı araç sürücüsünde olduğunu ileri sürmüş ise de, amacı kendisinin hiçbir kusurunun olmadığını açıklamaktır.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücü …’nin %50, dava dışı kimliği meçhul sürücünün de %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. 2918 sayılı KTK’nun 88. maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunların müteselsilen sorumlu tutulacağı belirtilmiştir. BK’nun 142. maddesinde ise, alacaklıya müteselsil borçlulardan tamamına veya birine dava açma hakkı tanınmıştır.
Somut olayda, davacı davayı açarken davalı olarak gösterdikleri yönünden teselsül hükümlerine dayanmıştır.Bir kısım kusurun, kimliği belirlenemeyen üçüncü bir kişide olduğu yargılama sırasında anlaşılmıştır. Olayda davalı ve dava dışı sürücüye kusur izafe edilmişse de, davacıya sigortalı aracın sürücüsü kazada tamamen kusursuz bulunduğundan, davalı ve dava dışı sürücünün kusur oranları birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşımakta olup, aralarındaki iç ilişkiyi ilgilendirmektedir. Bu durumda müteselsil sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmaları gerekirken, kusur oranına isabet eden kısımdan sorumlu tutulmaları doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu
bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.