Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9434 E. 2010/4890 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9434
KARAR NO : 2010/4890
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün 2008/19360 Esas sayılı dosyasından, davalı borçlu … Ltd.Şti.nin borcundan dolayı yapılan takipte, borçluya ait olduğundan bahisle, müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini ileri sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı 3.kişi ile davalı borçlu arasında organik bir bağ bulunduğunu, bu hususun ticaret sicil kayıtlarında da belli olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini ve tazminata karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı (borçlu), duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davalı borçlu … Ltd.Şti. ile davacı 3.kişi … Ltd.Şti. arasında organik bağ bulunması, her iki şirketin aynı adreste ve ticari merkezde faaliyet göstermeleri, aralarında açıkça muvazaaya dayalı bir ilişki bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine ve mahcuzların değeri olan 20.000,00 TL.üzerinden % 40 kötüniyet
2009/9434
2010/4890
tazminatının davacı şirketten alınarak davalı alacaklı … Ltd.Şti.ne verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Toplanan kanıtlara göre davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak, icra mahkemesince takibin talikine veya ihtiyati tedbir yolu ile icranın durdurulmasına karar verilmediğine göre, İİK’nun 97/13.maddesinde açıklandığı şekilde, bu dava nedeniyle davacı 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemeyeceğinden, davanın reddi nedeniyle alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığından, hükmün HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle; hüküm fıkrasının (2) nolu bendindeki ” Mahcuz malların değeri 20.000,00 TL.üzerinden % 40 kötüniyet tazminatının davacı şirketten alınarak davalı alacaklı Mat-Set Ltd.Şti.ne verilmesine ” cümlesinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,55 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 31.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.