YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10199
KARAR NO : 2011/7392
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu hakkında İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2007/14722 sayılı takip dosyasından takip başlattıklarını, borçlunun adına kayıtlı, Avcılar Kabataş mevkii, 4.pafta 18956 parseldeki taşınmazının 175/275 hissesini takipleri sonuçsuz bırakmak için önce, 30.11.2005 tarihinde yengeleri davalılar Nebahat-Nuran-Meliha-Hacer ve …’e, daha sonra 16.11.2006 tarihinde de borçlu ve diğer alıcılar tüm hisselerini davalı …’e devrettiğini belirterek bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu ve 3.kişiler vekili, davalı 3,kişiler yengelerinin emekleri karşılığında taşınmazdaki hissesinin bir kısmını devrettiği devirden 1 yıl sonra işlerinin bozulduğu rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonuçlanmadan genel haciz yolu ile takip yapıldığını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili ise,taşınmazın tasarruf amaçlı olarak arkadaşı aracılığı ile 370.000,00 TL.ye aldığını ancak Haşmettin ve …’in sattıkları taşınmazda aile olarak oturduklarını, mümkünse kiracı olarak oturmaya devam etmek istediklerini belirttiklerini ve bu nedenle bir yıllık kira bedelinin satıştan düşüldüğünü satışın danışıklı olmadığını belirtmiştir.
2010/10199
2011/7392
Mahkemece, takibin iki kredi sözleşmesine istinaden yapıldığını ve 29.09.2004 tarihli kredi sözleşmesine ilişkin borcun ödendiğinin ispatlanmadığı, borçlunun taşınmazı değerinin yarısından aşağı fiyatla borcun doğumundan sonra kredi borcundan haberdar olan yakın akrabalarına sattığını, diğer davalı …’in de dosyaya sunulan kira sözleşmesine göre borçlular ile kira ilişkisinin bulunduğu ve kredi borcundan haberdar olduğu,taşınmazı değerinin yarısından aşağı bir bedelle satın aldığından kötü niyetli bulunduğu ve bu şekilde taşınmaza haciz konulmasının engellendiği ve alacağın tahsiline imkan kalmadığının anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dayanağı takip dosyası alacağının 29.09.2004 ve 18.04.2006 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve ödeme emrinin buna göre düzenlendiği ve borçlu tarafından itiraz edilmeyerek kesinleştiği,rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip sonucunda alacaklı bankaya 1.312,003,47 TL üzerinden rehin açığı belgesi verildiği, dava konusu taşınmazın borçlu tarafından, borcun doğumundan sonra yakın akrabaları olan davacı 3.kişilere devredildiği ve borçlu hissesini de satın alan davalı …’in aynı zamanda 3.kişi konumunda olup ,taşınmazı raiç bedel üzerinden satın aldığının da ispatlayamadığının anlaşılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanunun uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 25,687.63 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 12.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.