Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10321 E. 2010/11432 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10321
KARAR NO : 2010/11432
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 5.664,24 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafın olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı aracının trafik sigortasından 750 TL tahsil edildiğini belirterek bakiye 4.914,24 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar duruşmalara katılmadıkları gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 4.914,24 TL hasar bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bir tarafın dava açılmadan önce müddeabihi başkasına, temlik etmiş olması halinde, taraf sıfatı temellük edene geçtiğinden, davanın temellük eden tarafından veya ona karşı açılması gerekir. Kasko sigortacısı sigortalısının aracında meydana gelen hasarı
2010/10321
2010/11432
ödedikten sonra halef olarak alacağın temliki hükümlerine göre müddeabihi, sigortalıdan temellük ederek, zarar verenden, ödediği tazminatla sınırlı olmak üzere sigortalı araçta meydana gelen gerçek zararı talep edebilme hakkına sahip olmaktadır. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacı da bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Davanın yasal halefiyetten kaynaklanması, davacı durumundaki sigortacının bu konumunda bir değişiklik meydana getirmez.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kaza tesbit tutanağındaki oluş şekli kabul edilerek, davalı aracının sürücüsü M.Fatih Taşçı’nın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak kuralını ihlalden %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; mahkemce bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde bildirdiği, Kırıkkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/551-2004/139 sayılı dava dosyasının getirtilip, incelenmesinde aynı olayla ilgili olarak eldeki davanın davalılardan M.Fatih Taşçı tarafından, davacıya kasko sigortalı aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı aleyhine maddi tazminat davası açıldığı, 5.2.2002 tarihinde olay mahallinde yapılan keşifte tanık olarak dinlenen davacı ve davalı taraf aracında bulunan şahısların kazanın oluş şeklini (maddi vakıayı) kaza tesbit tutanağında belirtilenden farklı şekilde anlattıkları, 7.2.2002 tarihli raporu hazırlayan bilirkişinin kaza tutanağını da değerlendirerek, olayın tanık beyanlarında anlatılan biçimde gerçekleştiğini, buna göre davacıya sigortalı aracının sürücüsü Yaşar Kızıltaş’ın sola dönüş kurallarına uymaması nedeniyle 6/8 oranında, davalı aracının sürücüsü M.Fatih Taşçı’nın aracın hızını yol, hava, trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle 2/8 oranında kusurlu olduğunu belirttiği, mahkemece bu maddi vakıanın doğru olduğunun kabulü ile tesbit edilen kusur oranlarına göre davanın kabulüne karar verildiği hükmün derecattan geçerek 20.12.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, Kırıkkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/551-2004/139 sayılı dava dosyasının taraf-
2010/10321
2010/11432
lar yönünden güçlü delil yada kesin hüküm olup olmadığı hususunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar M.Fatih Taşçı ve Ahmet Taşçı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.