Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10418 E. 2011/5495 K. 31.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10418
KARAR NO : 2011/5495
KARAR TARİHİ : 31.05.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili ile katılma yoluyla davacı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2008/3118 Esas sayılı dosyasından yürütülen takibin kesinleşmesini müteakip, borçlu şirketin borcundan dolayı müvekkili 3. kişi şirket ile borçlu şirketten oluşan adi ortaklığın Burdur Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacakları, istihkak ve hakedişleri üzerine haciz konulduğunu, oysa; müvekkilinin borçlu şirket ile birlikte Burdur Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan “Burdur 500 Kişilik Öğrenci Yurdu Yapım İşi” için “İş Ortaklığı Beyannamesi” düzenleyerek adi ortaklık kurduklarını ve anılan işin yapımını üstlendiklerini, haczedilen hak ve alacaklar ile istihkaklar ve hakedişlerin takip borçlusu şirkete değil, her iki şirketin ortak girişimine ait olması nedeni ile haczin usulsüz olduğunu, borçlu adi ortaklık olmayıp ortaklardan birinin borcu nedeni ile adi ortaklığın hak ve alacaklarına haciz konulmasının BK.nun 520. maddesi uyarınca kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan haczin kaldırılmasını ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu cevap vermemiştir.
Mahkemece, talebin şikayet olarak değerlendirilerek dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda “şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına” dair verilen karar alacaklı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 24.12.2009 gün ve 2008/18725-2009/17066 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; Borçlar Kanunu’nun 522. ve 523. maddeleri gereğince, adi ortaklıkta her ortak şirkette iştirak hakkına sahip olduğundan, ortağın kişisel alacaklılarının borçlu ortağın şirketteki kar payını İİK’nun 89. maddesine göre haczettirebileceği, ayrıca, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczinin mümkün bulunduğu, adi ortaklığın istihkakına haciz konulamayacağı, somut olayda da adi ortaklığın hakedişten alacağı miktar üzerine haciz konulduğundan, davacı 3. kişinin ortaklık alacağına konulan haczin kaldırılması isteğinin haklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili ile yargılama giderine yönelik olarak katılma yoluyla davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-) Hüküm davacı 3.kişi vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin karşı temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-) Davalı (alacaklı) vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin
temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.121,85 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 31.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.