YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10736
KARAR NO : 2011/2878
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 5.150 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, 650 TL maddi tazminatın 11.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. HUMK unun 163. maddesi uyarınca; Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak
sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini istiyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir.
Mahkemece davacıya verilen sürelerin sonuç doğurabilmesi için HUMK’nun 163.maddesi hükmüne göre davacıya yüklenen sorumlulukların ve yerine getirilmediği takdirde sonuçlarının açık ve net biçimde ara karara yazılması gerekmektedir. 27.10.2009 ve 27.5.2010 günlü celselerde verilen mehiller yukarıda belirtilen ilkelere uygun değildir. Mahkemece, davacının aracında oluşan hasar miktarının tespitine yönelik olarak alınan raporlar arasında çelişki var ise de, Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1051 D.iş sayılı tespit dosyası raporu ile uyumlu olan ve uzlaştırıcı nitelikte bulunan 23.10.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde 13.7.2009 tarihli rapora itibar edilerek karar verilmesi isabetli değildir.
3-Kabule göre de, Red edilen tazminat nedeni ile AAÜT hükümleri gereği davalı … şirketi lehine 500 TL yerine 540 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.3. 2011 günü oybirliği ile karar verildi.