Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10864 E. 2011/5102 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10864
KARAR NO : 2011/5102
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak davalı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, borçlu aleyhine Ankara 12.İcra Müdürlüğünün 2007/7020 takip sayılı dosyasından yapılan takipte 02.7.2007 tarihinde uygulanan haciz işleminde, haczedilen mahcuzlar hakkında 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, davaya bir diyeceklerinin olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine dair verilen karar, davalı 3.kişi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 25.2.2010 gün ve 2009/321-2010/2093 sayılı ilamı ile “Dava konusu taşınır malların alacaklının gösterdiği adreste, davalı 3. kişi şirketin laboratuvarında ve temsilcisinin huzurunda haczedildiği, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin malı elinde bulunduran davalı 3.kişi yararına olduğu, haciz mahallinin borçlu şirketin takip adresi olmadığı gibi, ödeme emrinin de haciz mahallinde borçlu şirkete tebliğ edilmediği, haciz uygulanan yerin borçlu şirket ile ilgisinin tesbit edilemediği, borçlu ve 3.
kişi şirketlerin borçtan önceki tarihlerde kurulduğu, ortaklar arasında organik bağa rastlanmadığı, davacı alacaklı tarafından davanın kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, bu nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak davalı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı 3.kişi vekilinin 21.6.2010 tarihli temyiz talebi, mahkemece; 28.6.2010 tarihli ek karar ile yasal temyiz süresinin geçirildiğinden bahisle reddedilmiş, bu defa; 3.kişi vekili 28.6.2010 tarihli ek kararın ortadan kaldırılarak asıl hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması için temyiz isteminde bulunmuştur.
Her ne kadar, mahkemece anılan ek karar ile 3.kişi vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş ise de 25.5.2010 tarihli asıl hükmün tefhiminin HUMK.nun 489.maddesinin yollamada bulunduğu aynı yasanın 388.maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığı, bu nedenle tebliğden itibaren 10 günlük temyiz süresi dikkate alınıp davalı vekilinin temyizin süresinde olduğu anlaşıldığından, mahkemenin 28.6.2010 tarihli ek kararının HUMK.nun 434/3.maddesi yollaması ile aynı yasanın 432/son maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilerek dosyanın esasına yönelik olarak yapılan incelemede;
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı (alacaklı) vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
İstihkak davalarında takip konusu alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi daha az ise, o değer üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin III.kısmına göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu durumda; mahkemece, davalı 3.kişi yararına takip konusu alacak miktarından daha az olan mahcuz
malların değeri 155.550,00 TL. üzerinden nisbi vekalet ücreti hesaplanması gerekirken yazılı şekilde eksik vekalet ücretine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiş ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hüküm fıkrasının aşağıda belirtildiği şekilde ve HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş haliyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücreti ile ilgili olan (4) nolu bendindeki “6.222,00 TL.” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “13.033,00 TL.” ibaresinin yazılmasına ve hükmün davalı taraf yararına düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,25 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı alacaklıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı 3.kişiye geri verilmesine 23.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.