Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10914 E. 2011/928 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10914
KARAR NO : 2011/928
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar … ve İçişleri Bakanlığı vekillerince davalı … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.2.2011 Salı günü davacı … vekili Av. …, davalı … vekili Av. Bülent Yağmur ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili Av…. geldiler. Davalı … A.Ş tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacının uzun süre tedavi gördüğünü tedavi giderlerini kendisinin ödediğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 12.000 TL. maddi 3.000 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili kusur oranını kabul etmediklerini, tazminatın fahiş olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 2.800 TL. manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.580 TL. tedavi gideri, 70.983,86 TL. işgöremezlik tazminatı olmak
üzere 76.563,86 TL. nin sigorta şirketi poliçe limitleri ve dava tarihinden diğer davalılar olay tarihinden işleyecek yasal faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş hüküm davalı İçişleri Bakanlığı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
I-Yargı kararlarının gerekçeli olması Anayasa’nın. 141. maddesi ve HUMK.nun 388. maddesinin emredici kuralıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilirken toplanan deliller tartışılmadan, red ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen olgular ve bunlardan çıkarılan sonuçlar açıklanmadan hüküm kurulması kararın bozulmasını gerektirir.
2-Kabule göre ;
a-Mahkemece, toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, dava dilekçesinin ıslah edilmesi için süre verilmiş ise de, davacı vekili tarafından verilen dilekçe HUMK.nun 75/2.maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklanması niteliğinde olmasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b-Davacı, trafik kazasında yaralandığını belirterek cismani zarar talebinde bulunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda davacının asgari ücretin üç katı geliri olduğu kabul edilerek tazminat hesabı yapılmıştır. Davacı inşaat kalfası olarak çalıştığını belirtmiştir. Mahkemece, davacının sigortalı olarak çalıştığı tespit edilmiş, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan davacıya ait kayıtlar getirilmiştir. Böyle bir durumda gerçek zararın belirlenmesi için, davacının gelirinin net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle davacının inşaat işçisi veya ustası olarak çalışıp çalışmadığı tespit edilerek, Sosyal Güvenlik Kurumuna ve ilgili kuruluşlara yazı yazılarak olay tarihi ve bilinen son dönem geliri belirlenerek bu miktara göre tazminatın hesabının yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
c-Davacı olay nedeniyle yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü ve ameliyat olduğunu belirtmiş, mahkemece davacının tedavi olduğu kuruluştan tedavi evrakları getirilmiş, buna göre davacının 810,38 TL. borcunun olduğu bildirilmiş, bilirkişi tarafından davacının ameliyat ve diğerler tedavi giderlerinin 9.300 TL. olduğu belirtilmiştir. Dava konusu trafik kazası nedeniyle davacı malul kalacak şekilde yaralanmıştır. Genel olarak yaralanmalar sonunda faturalı tedavi gideri yanında yaralanan kişilerin belgeye bağlanamayan tedavi giderleri olacağı da muhakkaktır. Ancak bilirkişi tarafından belirlenen tedavi gideri ile tedaviyi yapan kuruluş tarafından gönderilen fatura birbiri ile uyumlu olmadığından tedaviyi yapan kuruluştan tedavi giderlerinin sosyal güvenlik kurumu, sigorta şirketi gibi kuruluşlardan ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak, ödeme yapılmış ise yapılan ödemelerin mahsubu, yapılan tedaviye göre yapılması muhtemel belgeli ve belgesiz diğer tedavi giderlerinin davalıdan tahsili gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
d- Mahkemece, davacının zararının hesaplanması için alınan bilirkişi raporunda davacının 65 yaşına kadar aktif olarak çalışabileceği kabul edilerek buna göre tazminat belirlenmiştir. Aktif dönemden amaçlanan “iş görebilirlik çağı”dır. Yani; davacının olağan olarak işinde çalışabilme gücünün devam süresidir ki, bu da Yargıtay’ca benimsenen görüşe göre, kural olarak “60” yaşa kadar sürer.
Ayrıca HUMK.nun 275 ve devamı maddelerine göre, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda ihtisas sahibi kimselerin dinlenmesi veya rapor alınması gerekir. Somut olayda aktüerya hesabı özel bilgiyi gerektiren konulardandır. Mahkemece özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu konuda aktüerya hesabı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken konusunda uzman olmayan adli tıp uzmanından alınan yetersiz rapora dayanarak karar verilmesi doğru görülmemiştir
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar İçişleri Bakanlığı vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı … ve İçişleri Bakanlığına verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine geri verilmesine 8.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.