YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11014
KARAR NO : 2010/10704
KARAR TARİHİ : 07.12.2010
MAHKEMESİ : Kadirli 1.İcra (1.Asliye) Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Kadirli İcra Müdürlüğünün 2008/1043 Esas sayılı dosyasından, eşinin borcundan dolayı davacıya ait işyerindeki malların 04.08.2008 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun alacaklı banka dahil birçok bankaya borcu olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile işyerini karısı üzerine devrettiğinden haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, haczedilen malların davacı eşine ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, haciz yapılan işyerinin 07.05.2007 tarihinden itibaren davacı 3.kişi adına vergi kaydının olduğu ve işyerinin davacıya ait olduğu anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçlunun kredi sözleşmesinde belirttiği ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste 04.08.2008 tarihinde davacı 3.kişi huzurunda haczedilmiştir.
2010/11014
2010/10704
Bu durumda malın borçlu ve 3.kişinin birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerekir. İİK’nun 97/a maddesi 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ve 3.şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Anılan madde de geçen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır.Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dava dayanağı borç 19.03.2003 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, vergi idaresinin yazısına göre borçlu haciz adresindeki ticari faaliyetine bu tarihten sonra 30.04.2007 tarihinde son verdiği ve 07.05.2007 tarihinde 3.kişi eşinin aynı adreste faaliyete başladığı ve borçlunun da davacının işçisi olarak çalıştığının bildirildiği görülmüştür.
Tüm bu olgulardan, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile, borcun doğumundan sonra ticari faaliyetine eşi adına açtığı işyerinde devam ettiği, kendisini de bu işyerinde işçi olarak gösterdiği, yapılan bu işlemlerin danışıklı olup alacaklıların haklarını etkilemeyeceği anlaşılmıştır.
Kaldı ki, davacı 3.kişi, haciz adresindeki işyerinin kendisine ait olduğu yolunda vergi kaydı dışında karine aksini ispata elverişli herhangi bir mülkiyet belgesi de sunmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, davacı 3.kişinin davasının reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 7.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.