YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11154
KARAR NO : 2011/10775
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu aracın çalındığını ileri sürerek 26.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın çalındığını iddiasının doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aracın çalındığı iddiasının aksinin davalı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 23.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı Ak Bankası şubesinden, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine ve müvafakatı olup olmadığı hususu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı Ak Bank Şubesinden, bankanın, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Kabule göre de;
a-HUMK’nun 275. ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında tarafların kusur oranlarının tespiti ve hasar bedelinin hesaplanması uzmanlığı gerektiren konulardandır. Bu durumda, uzmanlığı belli olmayan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması da doğru değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş, İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek hasar uzmanı bilirkişi kurulundan aracın hasar dosyası, resimler ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek aracın çalındığı tarih ile satın aldığı tarih arasında onarımın mümkün olup olmadığı, onarıldığı takdirde çalındığı tarihte tamir edilmiş şekli ile ikinci el satış fiyatını tesbiti konusunda ayrıntılı, gerekçeli, rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
b-Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut uyuşmazlıkta, sigortalı araç 18.09.2006 tarihinde Hakan Koçer yönetiminde iken, Nurullah Aslan yönetimindeki 34 BU 0760 plakalı araçla çarpışarak her iki aracında ağır hasar gördüğü ve aracın davacı tarafından 16.2.2007 tarihinde Yalçınlar Otomotiv Şti.den satın alınıldığı ve davalı …ce 19.2.2007-19.2.2008 tarihlerinde arasında kasko sigortası düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde, dava konusu aracın hasar gördükten sonra serviste veya başka bir yerde tamir edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge yer almadığı ve bu şekilde aracın kasko yapılmadan önce tamir edildiği, davacı tarafından kanıtlanamamış durumdadır. (HGK.nun 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043, HGK.nun 16.12.1998 gün 1998/1-872-1990/5, HGK.nun 22.12.2010 gün 201/-17-655-2010/688 karar sayılı karararları) Ayrıca, davacı … hakkında başka bir dava ile ilgili olarak Küçükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/48-2007/371 karar sayılı kararı ile oto hırsızlığı, hırsızlık malı kabul edip saklamak, sahte plaka kullanmak ve oto motor numarasını değiştirmek suçlarından cezalandırılması cihetine de gidilmiştir.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında ağır hasarlı aracın tamir edildikten sonra kasko sigortası yaptırdığını ve aracın çalındığını kanıtlama yükümlülüğü davacıya geçmiştir. Bununla ilgili davacı delilleri toplanarak, alınacak bilirkişi raporuda gözönünde bulundurularak ve TTK.nun 1290. ve 1292. maddeleri de nazara alınarak rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmadığı konusunda karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 (a-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.