Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/11480 E. 2011/1977 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11480
KARAR NO : 2011/1977
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, sigortalısına ödediği 30.224.00 TL tazminattan, davalı sürücünün %60 kusur oranına isabet eden kısım 18.134.40 TL olup, trafik sigorta şirketinden tahsil edilen 6.000.00 TL’nın mahsubu ile bakiye 12.134.40 TL’nın, kusur oranı değişikliğine dayalı fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslâh dilekçesi ile talebini 2.445.60 TL arttırarak toplam 14.580.00 TL’na yükseltmiştir.
Davalılar vekili, kusur oranını ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, ıslâh edilen miktarın zamanaşımına uğradığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tarafların kusur durumuna göre, ıslâh edilen kısım için iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan, davanın kısmen kabulü ile, 12.134.40 TL’nın, 08.06.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden, ıslâhla arttırılacak miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.
2918 Sayılı KTK.’nun 109/1. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar göreninin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Somut olayda, maddi hasarlı trafik kazası 02.05.2007 tarihinde meydana gelmiş, ıslâh dilekçesi ise 29.09.2009 tarihinde verilmiştir. Islâh dilekçesi davalılar vekiline 13.10.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, 06.11.2009 tarihli celsede ıslâh edilen miktara karşı ve süresi geçtikten sonra zamanaşımı def’i bulunmuş, davacı vekili ise, aynı celsede zamanaşımı def’ini süresinde itiraz edilmediğini beyan ederek karşı koymuştur. Bu durumda zamanaşımı def’inin reddi gerekir.
O halde mahkemece, zamanaşımı def’i süresinde olmayıp, davacı vekilince derhal karşı konulduğundan, ıslâh ile arttırılan miktar yönünden de talebin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 491,45 TL kalan harcın temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.