YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11696
KARAR NO : 2011/5239
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kazada ağır hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini belirterek 26.975 TL. tazminatın ödeme talebinin red tarihinden işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün kaza sırasında alkollü olduğunu kasko sigorta poliçesi genel şartlarının A.5.5.maddesi gereğince hasarın teminat kapsamında olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece sürücünün kaza sırasında alkolsüz olduğu belirtilerek, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile; 25.535,50 TL. tazminatın 11.9.2009 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası
Genel Şartlarının A.5. maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; A.5.5 maddesine göre, taşıtın, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkili olup olmadığının tesbiti yönünden mahkemece, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmiştir. (Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamları)
Somut olaya gelince; Dava konusu kaza 25.7.2009 tarihinde saat 8:20’de meydana gelmiş, sürücünün alkol ölçümü ise aynı gün saat 10:16’da yapılmış ve 0.014 promil alkollü olduğu anlaşılmış, mahkemece alkol oranına göre sürücünün alkollü sayılamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak, İTÜ ya da Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek iki trafik kusur uzmanı ile bir nöroloji uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulundan sürücünün olay saati itibariyle alkol oranının tespiti ile olayın oluş şekli, tutanaklar, kazaya başkaca unsurların etken olup olmadığı değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin, rizikonun teminat içinde kalıp kalmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.