Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/11753 E. 2011/5232 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11753
KARAR NO : 2011/5232
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait olup müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kaza nedeniyle zarar gören araç için poliçe limiti dahilinde ödeme yapıldığını, davalıya ait araç sürücüsünün kaza sırasında sürücü belgesinin bulunmaması nedeniyle ZMSS poliçe genel şartları gereğince rücu hakkının doğduğunu belirterek 7.398 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili kusur oranını kabul etmediklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü İle 7.398 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS.sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı K.T.K.nun 95/2 nci madde hükmü uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu
hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine dönebilmektedir. Davacı, üçüncü şahsa ödediği tazminatı değil, ödenmesi gerekli gerçek zarar miktarını sigortalısından isteyebilir ancak herhalde ödediği miktardan fazlasını isteyemez.
HUMK’nun 275. ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında tarafların kusur oranlarının tespiti ve hasar bedelinin hesaplanması uzmanlığı gerektiren konulardandır. Bu durumda avukat bilirkişiden hasar bedeli konusunda alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece sigorta şirketinin üçüncü şahsa yaptığı ödemelere ilişkin belgeler getirilerek, davalı tarafın kusur oranına ilişkin itirazları da gözetilerek tarafların kusur oranları ve sigorta şirketinin ödemesi gereken gerçek zarar miktarının belirlenmesi konusunda uzman İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi veya bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde gerçek zarar ve ödeme miktarı belirlenmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.