YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12116
KARAR NO : 2011/9337
KARAR TARİHİ : 17.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen kazada hasarlandığını, ihtarnameye rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, 10.000.00 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, poliçede kullanım tarzı hususi olarak belirtilen aracın, dava dışı şahsa kiralanarak kullanımı sırada kazanın meydana geldiğini, poliçe özel şartları uyarınca hasarın teminat dışında kaldığını, talebin fâhiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, aracın kiralık olarak kullanımı sırasında kaza meydana geldiğinden, poliçe özel şartları uyarınca hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın tescil belgesinde ve kasko sigorta poliçesinde, dava dışı Finasbank A.Ş Malatya Şubesi’nin dain ve mürtehin olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı bankadan, rehin alacağının ve dain mürtehin sıfatının devam edip etmediği, devam ediyorsa davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı sorulup, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre de; TTK.’nun 1290. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.2.2. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kimse sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması her ne kadar sigortacıya gerçeği öğrendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde sigortalının kastı varsa akitten cayma hakkı verirse de, sigortalının kastı yoksa, yani ihlâl kusura dayanıyorsa bu hak rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamaz, sigortacının orantılı tazminat ödemesi gerekir.
Dosya içeriğine göre, dava konusu aracın dava dışı şahsa kiraya verildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, hususi olarak sigortalanan araç için tahakkuk ettirilen prim ile aracın kiralanarak kullanılacağının bilinmesi durumunda ödenmesi gereken prim miktarı belirlenerek, arasındaki orana göre hasardan proporsiyon indirimi yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.