Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/12141 E. 2011/3214 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12141
KARAR NO : 2011/3214
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesinde, her türlü yasal delile dayandığını bildirmiş olduğundan, davalıların borçlu ile olan ilişkilerinin ve borçlunun durumunu bilebilecek durumda oldukları konusunda delillerini ikmal için süre verilmesi, taraf delilleri toplanarak birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek için borcun doğumundan sonra yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların, geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Aynı yasanın 25. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede
bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Yine aynı yasanın 31. maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda, davalı borçlu… Saya Çanta Deri Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti.ne ait 2611 ada 2 sayılı parsel üzerindeki 1, 9, 10, 11 ve 15 nolu bağımsız bölümler davalılardan …’e, Hayri tarafından 1, 9, 10 ve 15 nolu bağımsız bölümler davalı …’ye, Adem tarafından …’e, Adnan tarafından da 1 nolu bağımsız bölüm davalılardan … ve …’e, 9, 10 ve 15 nolu bağımsız bölümler ise davalı …’a satılmıştır. Dava konusu 11 nolu bağımsız bölüm ise davalı … tarafından davalı …’e, onun tarafından da davalı …’e satılmıştır. Davacı tarafından açılan dava sonucunda sözü edilen bu taşınmazlara ilişkin davanın kabulü ile yapılan tasarrufların iptaline karar verilmiş, Dairemizce hükmü temyiz edenlerden …’ün temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılardan …, …, …, … ve …’nün temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmiştir. Böylece davalılardan üçüncü kişi konumunda olan davalı … ile hükmü temyiz etmeyen ve beşinci kişi konumundaki … ve altıncı kişi konumunda olan davalı … yönünden davanın kabulüne dair verilen karar kesinleşmiş olmaktadır. Dosya arasındaki tapu sicil müdürlüğünün yazısı ile 15 nolu bağımsız bölümün en son malikinin dava dışı … olduğu bildirilmiştir. Bu durumda;
1)1 nolu bağımsız bölüme ilişkin önceki hükmü temyiz eden dördüncü kişi konumundaki davalı … ile altıncı kişi konumundaki davalılar … ve …’in borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle haklarındaki davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de davalı üçüncü kişi … aleyhindeki önceki karar temyiz itirazlarının reddi nedeniyle, beşinci kişi … ise aleyhindeki önceki kararı temyiz etmemesi nedeniyle kesinleşmiştir. Ancak sözü edilen bağımsız bölüm Hayri ve Adnan tarafından elden çıkarılmış olduğundan bu davalılar yönünden dava bedele dönüşmüş bulunmaktadır. Bu durumda davalılar … ve …’in taşınmazları elden çıkardıkları tarihteki gerçek değerleri oranında ve davacı tarafın alacak ve ferileri ile sınırlı biçimde tazminata mahkum edilmeleri gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2) Dava konusu 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; bu taşınmazlar yönünden de davalı …’nün borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de davalılardan üçüncü kişi … yönünden aleyhindeki önceki karar temyiz itirazlarının reddi nedeniyle, beşinci kişi … ile altıncı kişi … ise aleyhlerindeki önceki kararı temyiz etmemeleri nedeniyle kesinleşmiştir. Bu durumda davalılardan … hakkındaki davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kabulü ile yapılan tasarrufların iptaline ve davacı tarafa taşınmazlar üzerinde cebri icra yapma yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır
3)Dava konusu 11 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazları yönünden; dava konusu 11 nolu bağımsız bölüme ilişkin davada dördüncü kişi … ile beşinci kişi …’ün borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle haklarındaki davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de üçüncü kişi konumundaki davalı … aleyhindeki önceki karar temyiz itirazlarının reddi nedeniyle kesinleşmiştir. Bu durumda …’ün taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacı tarafın alacak ve ferileri ile sınırlı biçimde tazminata mahkum edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
4)Dava konusu 15 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazları yönünden; davalı dördüncü kişi …’nün borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde usul
ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de davalılardan üçüncü kişi … yönünden aleyhindeki önceki karar temyiz itirazlarının reddi nedeniyle, beşinci kişi … ile altıncı kişi … ise aleyhlerindeki önceki kararı temyiz etmemeleri nedeniyle kesinleşmiştir.Bu durumda sözü edilen taşınmazın davadan sonra dava dışı …’a satılıp satılmadığının tapu sicil müdürlüğünden sorularak taşınmaz davalı … tarafından elden çıkarılmış ise davalılardan … hakkındaki davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın bedele dönüşmesi nedeniyle davalılar …, … ve …’ın taşınmazı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve davacı alacaklının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olacak biçimde tazminata mahkum edilmeleri, … taşınmazı elden çıkarmamış ise yapılan tasarrufun iptali ile davacı tarafa cebri icra yapma yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır
5)Kabule göre de vekalet ücretinin hangi değer üzerinden hesaplandığının gerekçede gösterilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılardan …, … ve …’a ilişkin olarak BOZULMASINA 7.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.