YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1222
KARAR NO : 2011/2417
KARAR TARİHİ : 17.03.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (üçüncü kişi) vekili ve davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Hatay 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3037 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Eskişehir 4.İcra Müdürlüğü’nün 2008/1711 Talimat sayılı dosyasında 15.07.2008 günlü haczin üçüncü kişi adına tapu kaydı bulunan taşınmazda yapılıp, tapuda 21.09.1998’de kayıtlı ve Halk Bankası A.Ş. lehine ipotekli teferruatı arasında bulunan üç adet hidrolik presin ve iptal edilmek üzere gönderilen bir müşteri çekinin haczedildiğini, bunların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, ancak haczin uygulandığı fabrikanın 29.09.1998 tarihli sözleşme ile borçluya kiraya verildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin organik bağ içinde olduğunu, aynı fabrika binası içinde faaliyetlerini bir arada yürüttüklerini, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını, istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli delillerin de sunulamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “aynı alanda faaliyet gösteren borçlu ve üçüncü kişi şirketler arasında ortaklar itibarı ile de organik bağ bulunduğu, mahcuzların davacının teferruat listesinde yer almasının tek başına istihkak
iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine ve yasal koşulları oluşmadığı için tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılıp, alacaklı vekili yararına 285,00.-TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve tazminat ile harç ve vekalet ücreti yönünden de davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunmaktadır ve haciz tarihini de kapsayan uzun bir süreç içinde aynı fabrika binasında ticari faaliyetlerini birlikte yürütmektedirler.
Dayanılan kira sözleşmesi her zaman temini mümkün belgelerden olup, aradaki kira ilişkisinin gerçekliğini ortaya koyan güçlü deliller sunulamamıştır. Öte yandan kira sözleşmesi süresince de davacı aynı zamanda ticari merkezi olarak kayıtlı bulunan haciz adresinde faal gözükmektedir.
Bu durumda alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığı yönündeki kabulün doğru olduğu değerlendirilmiştir.
Davanın esasına yönelik verilen red kararının bir sonucu olarak maktu karar ve ilam harcına hükmedilip, fazla harcın iadesinin kararlaştırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin tüm ve davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan “istihkak” davası niteliğindedir.
Mahkemece verilen teminat karşılığı satışın durdurulması kararı nedeni ile alacaklı alacağına geç kavuşmak zorunda kalmıştır. İİK’nun 97/13. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleştiği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan istihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre dava değeri işin mahcuzun değeri ile toplam alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir ve yargılama sonucunda haklı çıkan taraf vekili yararına bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilir.
Somut olayda dava değeri, alacak miktarı olan 43.525,00.-TL’dir. Alacaklı vekili yararına dava değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması da isabetli değildir.
Ne var ki belirtilen yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “Şartları oluşmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına” tümcesinin çıkartılarak yerine “İİK’nun 97/13. maddesi gereğince alacak miktarı olan 43.525,00.-TL’nin %40’ı oranında 17.410,00.-TL tazminatın davacı üçüncü kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine“ tümcesinin yazılmasına, 6. bendindeki “Davalı taraf kendisine vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜTU davalı taraf yararına 285,00.-TL maktu vekâlet ücreti takdir edilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri olan 43.525,00.-TL üzerinden hesaplanan 4.752,50.-TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA ve aşağıda dökümleri yazılı 2,80 TL kalan onama harçlarının temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıdan alınmasına 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.