YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12414
KARAR NO : 2011/849
KARAR TARİHİ : 07.02.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi), davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu aleyhine … 1.İcra Müdürlüğünün 2008/4389 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, borçlu ile ilgisi bulunmayan kendisine ait işyerindeki menkullerin 03.6.2008 tarihinde haczedildiğini, hacizden 11.2.2009 tarihinde haberdar olduğunu, ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davacı işyerinin ve mahcuzların kendisine ait olduğunu ileri sürdüğüne göre, kendi işyerinde yapılan hacizden haberdar olması gerektiği, buna göre; davanın süresinde açılmadığı, ayrıca takip dayanağı senet adresi ile haciz yapılan adresin aynı olduğu, davacının borçlu şirket yetkilisinin kızı olduğu ve devir işleminin borcun doğumundan sonra yapıldığı, İİK.nun 44.ve Borçlar Kanununun 179.maddelerine uygun bir devir yapılmadığı ve devrin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3.kişi adına kayıtlı olan işyerinde 03.6.2008 tarihinde uygulanan haciz işlemi sırasında hazır bulunan ve davacı 3.kişiyi vekaletle temsile yetkili olup, aynı zamanda davacının babası olan… geçerli bir istihkak iddiasında bulunmadığı gibi, 13.8.2008 tarihinde aynı yerde yapılan ek haciz işleminde de, davacı 3.kişi ile aynı soyadını taşıyan çalışanı reşit … ‘ün hazır bulunduğu ve haciz tutanağının bir suretinin bırakılmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda ve hayatın olağan akışına göre, haciz işlemlerinin davacı 3.kişi tarafından aynı tarihlerde öğrenilmiş olduğunun kabulü gerekir.O halde, dava tarihi itibariyle, İİK.nun 96/3.ve 97/9 maddelerinde yazılı olan 7 günlük hak düşürücü süre geçirilmiş olup, bu yön mahkemenin de kabulünde olmasına göre, mahkemece davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esas yönünden reddine dair hüküm kurulması doğru değil ise de, sonuç itibariyle karar doğru olduğundan, bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.Ancak; açıklandığı üzere, dava ön koşulunun yokluğu nedeniyle davanın reddi durumunda, AAÜT.nin 7/2.maddesi uyarınca, davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hüküm fıkrasının aşağıda belirtildiği şekilde ve HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş haliyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücreti ile
ilgili olan (5) nolu bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve dava ön koşulu bulunmadığından, karar tarihindeki AAÜT.nin 7/2.maddesi uyarınca 330,00 TL.maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” tümcesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18.40 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 7.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.