Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/12554 E. 2011/7513 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12554
KARAR NO : 2011/7513
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11602 sayılı takip dosyasında yapılan 02.03.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını, haciz adresinin çalışanlara tahsis edilmiş bir lojman olduğunu, davacı şirkette çalışan, aynı zamanda borçlu …’ın boşandığı eşi olan Tülay Parlak’ın kullanımında iken haczin uygulandığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile dava açmış, aynı haciz sırasında konuttaki tek yatağın da haczedildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek icra memuru işlemine yönelik aynı Mahkeme’de 2009/326 Esas sayı ile haczedilmezlik şikâyet başvurusunda da bulunmuş, Mahkemece verilen birleştirme kararı uyarınca yargılamaya 2009/ 315 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davalı borçlunun eşinden anlaşmalı olarak boşandığını ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak nafaka borcu nedeni ile icra takibi başlattıklarını, böylece borçlu şirketteki malların haczedilerek iş yerinden götürülmesini sağladıklarını, dava konusu haczin usul ve yasaya uygun olarak borçlunun huzurunda yapıldığını, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
2010/12554
2011/7513
Davalı (borçlular), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu hacizde borçlu …’ın hazır bulunması nedeni ile haczin İİK’nun 96,97. maddelere göre yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, adı geçen takip borçlusunun eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, içinde bulunduğu mali duruma rağmen hayatın olağan akışına uymayacak miktarda nafaka yükümlülüğü altına girerek alacaklıdan mal kaçırmak için hakkında icra takipleri başlatılmasını sağladığı, aslında haciz adresindeki evde boşandığı eşi ile birlikte yaşamayı sürdürdüğü, sabahın erken saatlerinde yapılan hacizde hazır bulunmasının da bunu ortaya koyduğu, sunulan belgelerin ve kira sözleşmesinin istihkak iddiasını kanıtlamaya da elverişli olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Uyuşmazlık, davacı üçüncü kişinin haczedilen eşyaların tamamına yönelik İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası ile mahcuzlar arasında yer alan yatak haczine karşı İİK’nun 16, 82/2. maddeleri uyarınca yaptığı “haczedilmezlik şikâyeti” başvurusu niteliğindedir.
İstihkak iddiası, haczedilen bir mal, hak veya alacak üzerinde icra takibinin tarafı dışındaki bir üçüncü kişinin mülkiyet ya da rehin gibi bir hakkının bulunduğunu ileri sürmesidir. Bu iddia ile ilgili üçüncü kişi ya da takip alacaklısına İİK’nun 96. vd. maddelerinde yer verilen düzenlemelerle dava yoluna başvurma olanağı tanınmıştır. Bu davalarda İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulü uygulanır.
Şikâyet ise kendine özgü bir denetim yolu olup, adli işlem niteliğindeki icra müdürlüğü işlem ve kararlarının icra hâkimliğinin kararı ile değiştirilmesini ya da iptalini olanaklı kılmaktadır.
Şikâyet HUMK’nun 178. vd. maddeleri anlamında bir dava değildir ve istihkak davaları ile aralarında ulaşılmak istenen amaç, süre, harç, görev, yetki, taraflar, konu ve dayanılan hak yönünden de önemli farklar bulunmaktadır.
Somut olayda, 02.03.2010 günlü hacze konu tüm eşyalarla ilgili bir yandan istihkak davası açılmış, diğer yandan bu eşyalar arasında yer alan yatağın İİK’nun 82/2. maddesinde sayılan ve haczedilmesi mümkün olmayan eşyalardan olduğu gerekçesi ile icra memuru işlemine karşı şikâyet yoluna da başvurulmuştur. Şikâyet başvurusu da istihkak davasının açıldığı Mahkeme’ye yöneltilmiş, iki dosya, aralarında bağlantı bulunduğu gerekçesi ile re’sen verilen kararla birleştirmiştir.
2010/12554
2011/7513
Bir dava niteliğinde olmayan şikâyet başvurusu ile istihkak davasının birleştirilerek incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Usul hükümleri ise kamu düzeni ile ilgili olup re’sen gözetilmesi gerekir.
Yapılması gereken şey, haczedilmezlik şikâyeti ile ilgili dosyaya ilişkin ayırma kararı verilmesi ve istihkak davasının sonucunu doğrudan etkileyecek mahiyette olması nedeni ile de şikâyet başvurusu sonucunun bekletici mesele sayılmasından ibaretken, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan usule aykırı olarak birleştirme kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2)Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 14.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.