Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/1270 E. 2011/2657 K. 24.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1270
KARAR NO : 2011/2657
KARAR TARİHİ : 24.03.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, Kocaali İcra Müdürlüğü’nün 2006/881 sayılı takip dosyasında yapılan 17.12.2006 günlü hacze konu fındığın üçüncü kişiye ait olmadığını, borcun ödenmemesi için danışıklı olarak istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi) vekili, davalı borçluya kısıtlama davası sonucunda üçüncü kişinin vasi tayin edildiğini, üçüncü kişinin babası olan borçludan ayrı yaşadığını ve kendisine ait ayrı mal varlığının bulunduğunu, yılda yaklaşık 20 ton fındık topladığını, haczin konutunun alt katında bulunan depoda yapıldığını, mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddi ile istihkak iddiasının kabulüne ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vasisi (üçüncü kişi), mahcuzların kendisine ait olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre:“haczedilen fındıkların borçluya ait olup, davacı tanıkları tarafından üçüncü kişiye ait depoya götürülüp istiflendiğinin belirlendiği, tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; Yargıtay Yüksek 21.H.D. 09.10.2008 gün, 22199–15442
sayılı kararı ile; “davalı borçlunun dava ehliyeti hakkında devam eden davanın sonuçlanmadığı, vasi tayin edilirse husumet izni alınarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği” belirtilerek bozma kararı verilmiş, Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda; “21. H.D.nin bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda Mahkeme kararı ile davalı borçluya oğlu (üçüncü kişi) …’ın vasi tayin edildiği, kısıtlı aleyhine açılan davalarda husumete izin kararının gerekli olmadığı, vasi adına duruşma gün ve saatinin bildirildiği, davanın niteliği gereği yazılı delille kanıtlanabileceği, HUMK’nun 151. maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir delil sözleşmesi bulunmadığından dinlenen tanıkların anlatımına itibar edilemeyeceği, kaldı ki tanıkların önceden yönlendirildiği yönünde kanaat edinildiği “gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
Kocaali Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11.09.2007 gün, 211–219 sayılı kararı ile davalı borçlunun akıl hastalığı nedeni ile TMK’nun 405. maddesi uyarınca kısıtlama altına alındığı, aynı zamanda oğlu ve bu davanın da davalısı olan üçüncü kişinin ise vasi tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki açılan davada davacı alacaklı mahcuzların borçluya ait olduğunu iddia ederken, davalı üçüncü kişi kendisine ait olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla kısıtlanan ile vasi olarak atanan üçüncü kişi arasında görülmekte olan davanın mahiyeti gereği menfaat çatışması bulunmaktadır. Bu nedenlerle TMK’nun 418/4, 426/2. maddeleri gereğince davalı borçluya kayyım tayini ile taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekecektir.
Kamu düzenine ilişkin bu husus dikkate alınmadan ve davalı borçluya kayyum tayini ile taraf teşkili sağlanmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı alacaklının temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarını şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 24.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.