YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2105
KARAR NO : 2010/5924
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’ın müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında amme alacağını imkansız hale getirmek amacı ile Türkiye Noterler Birliği ve … Noterler Odası Başkanlığından doğacak hak ve alacaklarını çocukları olan diğer davalılar … ve …’a temlik ettiğini öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalıların babaoğul olmaları nedeniyle davanın kabulüne ve temliki tasarruf işlemlerinin iptaline , davacı idareye kamu alacağının tahsili için cebri icra olanağı tanınmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1)Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
Bu tür davalarda davanın kabulüne karar verilmesi halinde karar harcı ve vekalet ücreti tasarrufa konu mal veya hakkın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile davacının takibe konu ettiği alacağından hangisi daha az ise o değer üzerinden nispi tarife uyarınca belirlenmesi gerekir. Ayrıca tasarrufa konu edilen mal veya hakkı borçludan devralan üçüncü kişi o mal veya hakkı bir başka dördüncü kişiye devretmiş ise devrettiği tarihteki gerçek değeri oranında tazminata mahkum edilir. Somut olayda tasarrufa konu edilen alacağın temliki işleminde temlik edilen alacağın davalı üçüncü kişiler tarafından tahsil edilip edilmedikleri hususunda yeterli araştırma yapılmadığı gibi davanın kabulüne karar verildiği halde maktu tarife uyarınca karar harcı ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılan temlik sonucunda temlike konu edilen paranın davalılar … ve … tarafından tahsil edilip edilmediğinin araştırılması, tahsil edilen para var ise bu miktar oranında adı geçen davalıların tazminata mahkum edilmeleri, ayrıca davanın kabulüne karar verildiğinde yukarda belirtilen ilke uyarınca davalı tarafın nispi tarife uyarınca karar harcı ve vekalet ücretine mahkum edilmesi gerekirken bu hususlara uyulmaması doğru bulunmamıştır.
2)Davalıların temyiz itirazlarına gelince; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, borçlu davalı …’in üçüncü kişi konumundaki diğer davalılar … ve …’in babası olmasına, İİK.nun 278/1 maddesi uyarınca babaoğul arasındaki tasarrufun bağışlama hükmünde olup iptale tabi olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalıların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak alacaklı davacının tasarruf tarihindeki alacak miktarının tam olarak belirlenmeden yapılan tasarrufların iptaline karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle mahkemece alacaklı davacı hazinenin tasarrufların yapıldığı tarihteki alacak miktarının belirlenmesi için konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ondan sonra iptal kararı verilecek ise belirlenen bu miktar üzerinden iptal kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.