Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2149 E. 2010/2659 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2149
KARAR NO : 2010/2659
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Balıkesir 1.İcra Müdürlüğünün 2007/7437 Esas sayılı dosyasından, davacı şirkete ait işyerinde bulunan malların 30.07.2008 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, vergi ve Ticaret Odası kaydına göre haciz adresinin davacıya ait olduğu ve borçlu şirket ile aralarında organik bağ bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1.Dava konusu mallar 30.07.2008 tarihinde, davacı 3.kişi şirkete ait birçok belgenin bulunduğu işyerinde haczedilmiştir. Bu durumda mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Davacı 3.kişinin mülkiyet karinesinin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı şirket borcun doğumundan sonra haciz adresinde kurulmuş ve kısa bir süre sonra borçlu şirket ortağı Hüseyin Yavuz’un kız kardeşi ve onun eşi yani eniştesi tarafından devir alınmıştır. Davacı tarafından sunulan faturaların bir kısmında davacı 3.kişi adresi, borçlu şirketin takip ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adres gösterilmiştir.
Öte yandan, alacaklı tarafından delil olarak sunulan bir başka alacak nedeniyle yapılan takip dosyasında, 05.03.2007 tarihli haciz borçluya ait Zahiriciler Sitesindeki adreste yapılmış ve yine 3.kişi şirkete ait vergi levhası bulunarak,işyerinin borçlu şirket ortaklarından kiralandığı ileri sürülmüştür.
Bu maddi ve hukuki olgular karşısında, davacı 3.kişi şirketin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile borcun doğumundan sonra, borçlu şirket ortakları ile organik bağ bulunan şahıslar tarafından devir alınarak ticari faaliyete bu şirket üzerinden devam edildiği sabit olduğundan, mahkemece davacı 3.kişi şirketin davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Davacı şirket temsilcisi … davada taraf olmadığı halde, anılan şahsın isminin karar başlığında yer alması da hatalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.