Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2241 E. 2010/5832 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2241
KARAR NO : 2010/5832
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, kaza sonrasında aracın hasar gördüğünü ileri sürerek, 18.593,00 TL sigorta tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, ispat yükünün yer değiştirdiği, hasarın teminat kapsamında olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa’nın 1281 nci maddesi hükmüne göre, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın, sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının savunduğu şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması halinde sigortacı ödeme yapmaktan kurtulabilir. Somut uyuşmazlıkta, kaza tespit tutanağında sürücünün kazanın nasıl olduğunu anlatamadığını belirtilmiş olması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açılan hava yastığının sürücünün yüzünde iz bırakmış olabileceği bu nedenle sürücünün kaza tespit tuatanağında sürücü olarak yer alan kişi değil, alkollü olduğu gözlenen yanındaki kişi olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Ne var ki, tespit edilen bu olgular, sigortalının teminat dışında kalan bir durumu teminat içinde imiş gibi göstermeye yönelik kasten yapılan kötüniyetli ihbarda bulunduğunu kanıtlamak için yeterli değildir. O halde, mahkemece, rizikonun teminat dışında kaldığının kabulü ile bilirkişi tarafından belirlen maddi tazminat esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.