YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2371
KARAR NO : 2010/3868
KARAR TARİHİ : 26.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının sigortalısı …’ın öldüğünü, davacının ölen sigortalısının eşine dul maaşı bağladığını belirterek 84.205 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve … vekili, Müvekkillerinin yerleşim yeri ve olay yeri itibariyle davanın … Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek yetki itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “Davalılar … ve … haklarında açılan dava yönünden Mahkememizin Yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalılar hakkındaki dava dosyasının tefrik edilerek … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davalı … şirketi hakkındaki davanın mahkememizin ayrı bir esasına kaydedilmesine,” karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan rücuan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110.maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vukuu bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.Somut olayda, kaza …’de vuku bulmuştur. Davalı … ve …’nin ikameti …, sigorta şirketinin ise …’dir. Davacı vekili davayı, sigortacının ikametinde açmıştır.
Ancak, zarar sorumlularına karşı ödemede bulunan sigortacının, halefiyet ilkesi uyarınca üçüncü kişilere karşı açacakları rücu davalarında yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı, anılan yasa maddelerinde düzenlenmemiştir. Bu nedenle, bu tür davalarda yetkili mahkemenin saptanması HUMK’nun (9. ve 21. maddelerine göre) genel yetki kuralları çerçevesinde yapılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.5.2004 gün ve 2005/11-543 Esas 2005/590 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun “Salahiyet” başlıklı 9.maddesinde;
“Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk Kanunu Medenisi gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür. Davalının ikametgahı belli değilse, davaya Türkiye’de son defa oturduğu yer mahkemesinde bakılır.
Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır.
Ancak davanın, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.” denilmektedir.
Yine, Aynı Yasanın 21. maddesinde ise;“Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir.” Hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; HUMK.nun 9.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; dava kural olarak, davalının ikametgahı mahkemesinde; davalı sayısı birden fazla ise, bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Aynı Kanunun 21. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bir dava için açıklanan şekilde, birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa; davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Oysa eldeki dava, yetkili mahkemelerden birisi olan davalı … şirketinin nin yasal ikametgahı mahkemesinde açılmıştır. Diğer yandan, davalılar … ve … vekili, yetki itirazında davanın, sırf kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı iddiasında bulunmadığı gibi buna dair belirti veya bu durumu ortaya koyacak herhangi bir delil de bulunmadığından, davalı … şirketinin dava tarihindeki ikametgahı mahkemesinde dava açılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
O halde, yetkili mahkemede açılan davada, davalıların yetki itirazlarının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.4.2010 günü oybirliği ile karar verildi.