YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/245
KARAR NO : 2010/4708
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalıya ait aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişinin aracının hasarlandığını ekspertiz raporuna göre araçta 12.740,48 TL tutarında hasar oluştuğunu kaza tesbit tutanağına göre taraflar eşit kusurlu olduğundan 6.000 TL poliçe limitinin zarar gören aracın sahibine ödendiğini, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, davalı aracının sürücüsünün olay anında yasal sınırın üzerinde akollü olduğunu, davalı ve dava dışı sürücü aleyhine 1.İcra Müdürlüğünün 2007/2838 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazını iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait aracın sürücüsünün 0,46 promil alkollü olduğunu, yasal sınırlar içinde kaldığını, olayın alkolün etkisi ile meydana gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı aracının sürücüsü dava dışı …’nun aldığı alkolün etkisi ile aracı güvenli sürme yeteneğini kaybettiği, bu şekilde kazanın mühhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği anlaşıldığından davanın kabulü ile davalının Kastamonu 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2838 sayılı dosyasına vaki 6.000 TL asıl alacak 471,95 TL işlemiş faize ilişkin itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olmadığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2010/245
2010/4708
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
ZMSS Genel Şartları A-1 maddesinde sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 95/2 maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının B-4 maddesi hükmü uyarınca sigorta şirketi tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3. Kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki ZMSS Genel Şartları B-4-d maddesi gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir. Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranıda doğrudan doğruya sonuca etkili değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.
2010/245
2010/4708
Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TKK.nun 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, alkol ölçümünün yapıldığı saatin 00,12 yada 01.45 olduğu hususu ihtilaflı olup davalı araç sürücüsünün 00.12 de alkol ölçümü yapılmış olması halinde olay anında 0,51 promil, 01.45 te alkol ölçümü yapmış olması halinde olay saatinde (23.50) 76 promil alkollü olarak araç kullanırken trafik kazasına karışmıştır. Ancak, yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması ve doğrudan doğruya almış olduğu alkol oranı yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın, salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece nörolog bilirkişinin aralarında bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmamış, davacının taraf olmadığı davalı sigortalının dava dışı kasko sigortası şirketi (… Sigorta A.Ş) aleyhine Kastamonu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/882 sayılı dosyasında açtığı henüz derdest bulunan dava dosyasındaki bilirkişi raporları hükme esas alınmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş aralarında nöroloji ve trafik konusunda uzmanın bulunduğu bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, bu hususlarda ayrıntılı, gerekçeli 2007/882 sayılı dava dosyasında alınan roparlarıda irdeleyen rapor
2010/245
2010/4708
düzenlettirilerek kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin tesbiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’na geri verilmesine 25.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.