YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2912
KARAR NO : 2010/7562
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece taşınmazların düşük bedellerle satılması nedeniyle davanın kabulü ile taşınmazlardaki tasarrufların iptaline karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece tasarrufun iptali davasına konu edilen taşınmazların tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değerleri arasında İİK.nun 278. maddesinde belirtildiği gibi fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İİK.nun 278. maddesinin 1. fıkrasında “Mutad hediyeler müstesna olmak üzere haciz olunan haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından, haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır” hükmüne 2. fıkrasında da “Ancak bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez” hükmüne yer verilmiş, daha sonraki fıkralarda ise bağışlama niteliğinde olan tasarruflar gösterilmiştir. Somut olayda tasarruf tarihi ile haczin yapıldığı ve aciz vesikasının alındığı tarih arasında iki yıldan fazla süre geçmiş olduğundan olayda İİK.nun 278. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gibi ivazlar arasında fahiş fark bulunması tek başına muvazaanın kanıtı olarak da kabul edilemez. Ancak, aynı yasanın 279 ve 280. maddelerinde belirtilen koşulların oluşması halinde de borçlunun yaptığı tasarrufların iptal edilebileceği öngörülmüştür. Davacı vekili dava dilekçesinde ve delil listesinde yasal her türlü delile dayandığını bildirmiştir. Bu durumda davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacıdan davalılardan …’ın kötü niyetli olup, olmadığına yönelik iddiası yönünden delil göstermesi istenmeli, isteği halinde bu konuda davalı …’e de önel verilmeli, gösterilecek tanıklardan borçlu Sait ile … arasında herhangi bir ticari ilişki, arkadaşlık yada yakın akrabalık durumu olup olmadığı, … ’in borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilip bilmediği hususu sorulmalı, aynı yasanın 279. maddesinde belirtilen iptal koşullarının oluşup oluşmadığı da irdelenmeli ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz davalı …’a geri verilmesine 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.