Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3019 E. 2010/5107 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3019
KARAR NO : 2010/5107
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı … vekilincede duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 30.6.2009 Salı günü davacı … vekili Av. … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya ikmal edildikten sonra tekrar gelmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş, yargılama sırasında taşınmazın dava dışı başka bir kişiye satılması nedeniyle davasını gerçek değer üzerinden tazminat olarak değiştirmiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne, davacının alacağının taşınmazın gerçek değerinden daha az olması nedeniyle 26.552.69 YTL. tazminatın davalı …’den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu davaların ön şartı davacının kesinleşmiş bir alacağının bulunması ve yapılan icra takibi sonucunda borçlunun borcunu ödemekten aciz hale gelmesidir. Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne, tasarrufa konu taşınmazın davalı … tarafından dava dışı üçüncü bir kişiye satılması nedeniyle davacı bankanın alacaklı olduğu 26.552.69 YTL.nin kendisinden tahsiline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacının tasarruf tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için uzman bilirkişilerden alınan 30.01.2008 ve 26.08.2008 tarihli raporların yeterli gerekçeyi taşımamaları nedeniyle hükme esas alınmaları doğru olmadığı gibi davacı tarafından borçlu … hakkında 2 ayrı icra takibi yapılmış, bu takipler kesinleşmiş alacak miktarı da kesinleşmiştir. Ayrıca gerek yapılan haciz işlemleri sırasında tutulan haciz tutanaklarından gerekse alınan aciz belgesinden borçlunun aciz halinde olduğu da belirlenmiştir. Yine hüküm fıkrasında taşınmazı borçlu davalıdan satın alan …’nın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında alacaklı davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken sadece bilirkişi raporunda belirlenen miktarda tazminata mahkum edilmesi de doğru bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece takibe konu edilen alacak miktarının kesinleştiği göz önüne alınarak gerektiğinde 3 kişilik mali konularda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan davacı tarafın ticari defter ve diğer belgeleri üzerinde inceleme yapılarak gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınması, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, tasarrufun iptali koşullarının oluşması halinde davalı …’nın taşınmazı elinden çıkarmış olması nedeniyle taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerektiği halde yanlış değerlendirme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalılardan … vekili ve davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … davalılara geri verilmesine 3.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.