YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3723
KARAR NO : 2010/10636
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların malik/sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, hasar bedeli ve değer kaybı olmak üzere toplam 3.000.00 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, kazanın doğru ve tutanakta belirtilen şekilde olduğunu, zararın sigorta şirketince karşılanması gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili, kaza tespit tutanağının sürücüler tarafından düzenlendiğini, kaza ile araçlardaki hasarlı kısımların uyuşmadığını, tutanaktaki gibi olamayacağını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kaza tutanağı ile hasarlı parçaların örtüşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2010/3723
2010/10636
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı … vekili, kaza ile araçlardaki hasarlı kısımların uyuşmadığını, tutanaktaki gibi olamayacağını savunmuştur. Davalı malik/sürücü … ise, kazanın tutanakta belirtilen şekilde meydana geldiğini bildirmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, araçlar üzerindeki hasarların birbiriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kazaya karışan araç sürücüleri tarafından düzenlenen 13.08.2009 tarihli maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında, davalı sürücü …’nın … plakalı aracı ile orta şeritte seyir halindeyken, sağ şeritte seyreden davacı idaresindeki … plakalı aracın sol ön kapı ve orta kısmına, kendi aracının sağ ön tampon ve çamurluk kısmıyla çarptığı açıklanıp, araçların son duruş şekli ve çarpma Noktaları çizilen krokide belirtilmiştir. Her iki aracın da hasarlandığı, dosyaya sunulan fotoğraflardan ve faturadan anlaşılmaktadır. Tutanağın aksi somut delilerle ispatlanamadığı gibi hasara yol açan olayın bildirilenden farklı şekilde gerçekleşmiş olması tek başına rizikonun sigorta güvencesinden yoksun kalma sonucunu doğurmamaktadır. Kural olarak TTK.nun 1282 maddesi hükmüne göre, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur. Sigortacının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için gerçeğe uygun olarak bildirilmeyen rizikonun, gerçekte ne şekilde meydana geldiğinin ve bu gerçekleşme tarzına nazaran yasa ve poliçe genel şartlarının öngördüğü teminat dışı hallerinden birinin varlığını veya riziko başlıbaşına sigorta kapsamı dışında kalmıyor olsa bile yapılan ihbar yanlışlığının doğrudan zarar sorumluluklarına rücu hakkın etkisiz kalma sonucunu ortaya çıkardığını ispat etmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarıda bu yöndedir. (HGK.nun 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043/26.11.1997 gün 1997/11-700-981/16.12.1998 gün 1998/11-872-905) Bu durum karşısında, kazanın belirtilen yer, şekil ve zamanda meydana
2010/3723
2010/10636
geldiği kabul edilerek, işin esası incelenip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.