Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3784 E. 2011/2059 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3784
KARAR NO : 2011/2059
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

Davacılar-davalılar …, …, …, …, …, …, … ile davalı-k.davacı … arasındaki dava hakkında Salihli 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 05.03.2009 gün ve 2007/582, 2009/164 sayılı hükmün Dairemizin 14.12.2009 gün ve 2009/3945- 2009/8329 sayılı kararı ile Bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içerisinde davalı-k.davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla,dosya incelendi, gereği düşünüldü;

K A R A R

Asıl davada, davacılar vekili, araç sürücüsü murisleri …’in terekesinin borca batık olduğunu, terekeyi reddetmiş sayılacaklarını, … tarafından aleyhlerine yapılan icra takibinde borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleştirilen davada, davacı … vekili, davalıların işleteni ve diğer davalıların murislerinin sürücüsü olduğu araçta bulunan Tuğba Gürgen’in hayatını kaybetmesi nedeni ile yakınlarına tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın rücuan tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen karar Dairemiz tarafından bozulmuş, davacı – davalı … vekili kararın düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Asıl dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, araç sürücüsünün mirasçıları tarafından, aleyhlerine icra takibi başlatan … aleyhine açılmıştır. Birleştirilen dava ise, … tarafından kazada hayatını kaybeden kişinin yakınlarına
ödenen tazminatın, araç maliki davalı … ve araç sürücüsü … mirasçılarından rücuan tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davanın davacısı ve birleştirilen davanın davalısı araç maliki … vekili tarafından temyiz edilmiş, karar Dairemizce … tarafından ölenin yakınlarına ödenmemesi gereken bir tazminatın ödendiği bu nedenle rücu olanağı bulunmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Ne var ki, bozma kapsamı, dosya içeriğine uygun olmamakta, maddi hata ile ilamın bu şekilde yazıldığı anlaşılmakla, Dairemizin 14.12.2009 gün 2009/3945-2009/8329 sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının aşağıdaki gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
1-Asıl davanın incelenmesinde, sürücü Bilal’in üzerinden çıkan 70 TL tereke hakimliğinin müzakeresi sonucu jandarma ile hazır edilen davacı mirasçılarına verilmiştir. 4721 sayılı TMK’nun miras hukukuna ilişkin 605. maddesinde “ Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.” H.G.K’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-332 E, 2008/336 K sayılı kararında da belirtildiği gibi, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla, ya da Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılacak bir işlem kalmamıştır.
Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu defi yoluyla da ileri sürebilir.
Somut olayda, davacılar dava yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu davada miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir.
Dinlenen tanıklar, motosikleti kullanan Bilal’in kazadan kısa süre önce evlendiğini, yaptığı düğün nedeniyle kendilerinden borç para aldığını ve çok borcu olduğunu beyan etmişlerdir. Kaza sonucunda Bilal’in üzerinden çıkan 70,00 TL Tereke Hakimliğinin emri ve Jandarma marifeti ile davacılara ödenmiştir. Mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelebilecek rızai kabulleri bulunmamaktadır.
O halde, mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-a)Birleştirilen davanın incelenmesinde, davalı … aracın kayıt maliki olup, KTK’nun 20/d maddesi uyarınca haricen yapılan satışlar geçersizdir. Bu nedenle davalı aleyhine hüküm kurulması isabetli olup, bu davalı yönünden kurulan hükmün onanması gerekmiştir.
2-b)Birleştirilen davada, diğer davalılar yönünden ise, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, mirasın reddedilmiş sayılacağı kabulü ile, bu davalılar aleyhine yapılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, hüküm kurulması ve Dairemizce, maddi hata sonucu ilamın yazılı gerekçe ile bozulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı- davacı … vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 14.12.2009 gün ve 2009/3945- 2009/8329 sayılı bozma ilamı kaldırılarak, 1. maddede açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin hükmün bozulmasına, 2-a). maddede açıklanan nedenlerle birleştirilen davanın davalı … aleyhine kurulan hükmün onanmasına ve 2-b). maddede açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 816,80 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’tan alınmasına, tashihi karar peşin harcının davalı-k.davacıya geri verilmesine 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.