Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3817 E. 2010/7494 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3817
KARAR NO : 2010/7494
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Trabzon 3.İcra Müdürlüğünün 2007/344 talimat sayılı dosyasında müvekkilinin işyerinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili haczin borçlunun adresinde ve borçlu şirket yetkilisinin hazır bulunduğu sırada yapıldığını, mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olup aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 3.kişi ile borçlu şirketlerin farklı tüzel kişiliklere ve işyeri adreslerine sahip olduğu, haczin 3.kişinin işyerinde yapıldığı, karine aksinin davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu mallar, 22.11.2007 tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlu şirket temsilcisinin hazır bulunduğu sırada haczedilmiştir. 1.11.2007 tarihli haciz sırasında, işyerinde bulunan …’ın borçlu şirketin çalışanı olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Borçlu şirket temsilcisi ve ortağı olan …’in aynı zamanda davacı şirketinde ortağı ve temsilcisi olduğu, her iki şirketin adreslerinin de benzerlik taşıdığı ticaret sicili kayıtları ile sabittir. Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesi hükmü gereği yasal karinenin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu açıktır. Bu yasal karinenin aksinin davacı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatı gerekir. Davacı tarafından ibraz edilen vergi levhasının ödeme emri tebliğ tarihi ve takip tarihi karşısında mülkiyeti ispata yeterli değildir. O halde, yasal karinenin aksini ispat edemeyen davacı 3.kişinin davasının reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.