YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3874
KARAR NO : 2010/5105
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan … müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları davalılardan …’a sattığını, onun tarafından …’a, … tarafından da diğer davalılar … ve …’a satıldığını öne sürerek tapu kaydının iptali, olmadığı takdirde icra dosyasındaki alacağın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan … davaya karşı cevap vermemiş, diğer davalılar satış işleminde muvazaa bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davalılar …, … ve …’in kötü niyetlerinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği Şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Yine bu tür davalar İİK 282. maddesi hükmü uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte anılan madde hükmüne göre davada kötü niyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Somut olayda davacı tarafından borçlunun aciz halinde olduğuna ilişkin geçici aciz belgesi ibraz edilmiş, tasarrufa konu edilen 1728 ada 9 nolu parsel 2 milyar TL. bedelle, 10 nolu parsel ise 1milyar 500 milyon TL. bedelle borçlu davalı … tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı …’ya satıldığı, onun tarafından da 9 nolu parsel …’a, 10 nolu parsel ise …’a satılmış, … ise 10 nolu parseli davalı …’a satmıştır. Davalılardan …, … ve … doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler değil, taşınmazları üçüncü kişi davalı …’dan satın alan dördüncü ve beşinci kişilerdir. Bu davalılar hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onların yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması durumunda mümkündür. Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda 9 nolu parselin borçlu davalı tarafından davalılardan …’e satış tarihindeki gerçek değerinin 11.196.80 YTL, 10 nolu parselin gerçek değerinin ise 11.779.44 YTL olduğu bildirilmiştir. Bu durumda davacı alacaklı tarafından her ne kadar “geçici aciz belgesi” başlıklı ibraz edilmiş ise de İİK. yönetmeliğinde icra müdürüne böyle bir belge düzenleme yetkisi verilmediğinden bu belge yok hükmünde sayılarak alacaklı davacıya aynı yasanın 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı veya 143. madde uyarınca kesin aciz belgesi ibraz etmesi için süre verilmesi, bu belge ibraz edildikten sonra borçlu davalı ile üçüncü kişi konumundaki davalı … arasındaki tasarrufun ivazlar arasında bir mislinden fazla fahiş fark bulunması nedeniyle iptale tabi olduğundan bu davalılara yönelik davanın kabulüne dördüncü ve beşinci kişi konumundaki diğer davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle haklarındaki davanın reddine ve İİK.nun 283. maddesine göre davalı … hakkındaki davanın bedele dönüştüğü dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi …’in taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.