YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4174
KARAR NO : 2010/8397
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olduğu aracın karıştığı kazada müvekkiline kasko sigorta sözleşmesiyle sigortalı aracının hasarlandığını, müvekkilince sigortalısına 11.430,00 TL tazminat ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın mutlak ticari dava olduğu, davanın … Ticaret mahkemelerince görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi uyarınca; “Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre Asliye hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesi Ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.
Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.
İkinci fıkrada yazılı hallerde, münhasıran iki tarafın arzularına tabi olmayan işler hariç olmak üzere bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle mahkemenin … sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya
ilgili mahkemeye gönderilir. Bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur. Ancak davanın mahiyetine göre uygulanması gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.
Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri … sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur” hükmü yer almaktadır.
Ayrı ticaret mahkemesi bulunan yerlerdeki ticaret mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki kural olarak, görev değil, … bölümü ilişkisidir.
Zira ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki yukarıda açıklanan yasa hükmüne dayanması yanında tarafların işbölümü itirazında bulunabilme özellikleri taşımaktadır. Buradaki işbölümü itirazı yalnız ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. İşbölümü itirazının kabulü halinde mahkemece verilecek karar bir gönderme kararı olup, bu karar ile dava sona ermeyip, davaya gönderilen mahkemede devam edilir. Bu kararın, nihai bir karardır, ancak; diğer nihai kararlardan farklı olarak bu karar tek başına temyiz edilemez, verildiği anda kesin bir karar olmakla birlikte gönderilen mahkemenin esas hakkında verdiği hükümle birlikte temyiz edilebilir. Bu karar yanlış olması ise tek başına esas hükmün bozulmasına yeterli neden sayılamaz.(HGK 31.3.2010 tarih 2010/11-186 2010/181 Karar)
Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş ise de, dava dosyasının içeriğine göre, bu karar gönderme kararı olup, gönderme kararları temyizi kabil olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.