YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4474
KARAR NO : 2010/9894
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalıya kasko sigortası sözleşmesiyle sigortalı olan aracın tek taraflı kazada korkuluk ve direğe çarparak yandığını, ancak davalı … tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 135.000,00 TL tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın haber olarak kameraya alındığını, sürücünün iddia edilen kişi olmadığını, buna göre aracın ehliyetsiz veya alkollü sürücü tarafından kullanıldığını ve bu nedenle zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosyada kapsamına göre, kaza sırasında aracın iddia edildiği gibi… tarafından kullanıldığının ispat edilemediği, bu nedenle aracın gerekli sürücü belgesine sahip bir şahıs tarafından kullanıldığının sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen kasko sigortası genel şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, Devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkla-
rı hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, kaskolu araç poliçenin geçerlilik süresi içerisinde tek taraflı trafik kazası sonucu yandığı tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, aracın kimin tarafından kullanıldığı sürücünün kimliği gizlenip gizlenmediği ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve alkollü olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Kaza tesbit tutanak içeriğine göre, 13.6.2005 gün saat 06.15’de tek taraflı oluşan kaza sonucunda kasko sigortalı aracın yandığı ve araçtan yaralı olarak çıkan … isimli şahsın hastanede müşahade altına alındığı, diğer yaralının tesbit edilemediği belirtilmiştir. Yine dosya arasında 13.6.2005 tarihli (saat 11.55) tutanakta, olay yerinden …’nin hastaneye gittiğini, …’in ise araç sürücüsü olduğunu beyan ettiği, ayrıca …’un tek imzasını taşıyan aynı tarihli yazıda “araç içinde Emir ile kendisinin bulunduğunu olaydan sonra o şokla beni hastaneye götürdüler” biçiminde beyan verdiği görülmüştür. ….,ile ilgili sağlık raporları da düzenlendiği …’un alkolsüz olduğu dosya arasındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Düzenlenen tutanak içeriklerine göre olay sonrası gelişen durumlar bu şekilde açıklanmakla beraber, davalı … delilleri arasında bulunan “CD” görüntülerinde kaskolu aracın yanması sırasında elinde yangına müdahale etmek üzere yangın söndürme tüpü olan şahıs “aracın içinden iki kişi çıktığını ve olay yerinde beklemekte olduklarını” beyan ettiği ve hemen sonra gelen görüntülerde ise isminin Emir olduğu anlaşılan kişi ile yanında birinin daha olduğu ve etraftaki vatandaşlar ile tartıştıkları, olay yerine gelen polis aracına bu iki kişinin bindirildikleri izlenmektedir. Acil Sağlık Hizmetlerinde görevli tanıklar, ihbar geldiğinde daha yakın olan “istinye ekibinin” olaya önce müdahale ettiğini belirttikten sonra kaza yerinde bir yaralı ile bir kişinin daha ambulansa bindiklerini aralarından değişik şive ile konuştuklarını, Türkiye Hastanesine götürdüklerini söylemişlerdir. “CD” görüntülerinden izlenen bu iki şahıs ile hastaneye müracaatla olay anındaki sürücü olduğunu beyan eden…’in dosya arasına giren kimlik bilgilerindeki doğum tarihine ve resmine göre aynı şahıslar olmadığı kanaatını uyandırmaktadır.
Bu maddi ve hukuksal olgular karşısında, tanık olarak beyanları bulunan Acil Sağlık Hizmetleri görevlilerinin ifadesinde geçen ve olaya ilk müdahaleyi yapan “istinye acil sağlık hizmetleri” görevlileri ile “CD” görüntülerinde izlenen elinde yangın söndürme tüpü bulunan şahsın kimliklerinin tesbiti yapılmalı bu kişiler ile dosyada tanık olarak ifadeleri alınan …,…,…,…,ve olay yerine gelen polis ekibinde görevli polis memurları, aracın sürücüsü olduğunu beyan eden … ile yüzleştirilmeli, araçtan çıkan şahısların kimler olduğu tesbit edilmelidir. Bu araştırmalar sonucunda, araç…, sürücüsünün…, dışında birinin olduğuna dair delil bulunamaması durumunda, trafik kaza tesbit tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, sürücünün olay yerinden ayrılmasının (firar etmesi) tek başına ispat külfetinde yer değiştirmiyeceği, mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiğinin sabit olmadığı bu durumda ise rizikonun ihbar edilemeden farklı şekilde gerçekleştiğinin
somut delillerle ispat külfetinin sigortacıdan olduğu (HGK. 10.12.1997 gün 1997/11-772-1997/1043, YHGK’nun 16.12.1998 gün 1998/11-872-1998/905) düşünülmeli ve dava ele alınıp sonuçlandırılmalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.