YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4898
KARAR NO : 2010/5339
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … 6.İcra Müdürlüğünün 2006/2697 Esas sayılı dosyasından, 25.06.2008 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczedilen malların borçlunun siparişi üzerine alacaklı tarafından yapılarak haciz adresinde borçluya teslim edildiğini ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular, duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır
Mahkemece, İhtiyati haciz kararının İİK’nun 161-162-163 maddeleri gereğince hükümsüz kaldığı ve buna dayalı dava konusu haciz kalkmış olduğundan bahisle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
İİK’nun 261. Maddesinde ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazının istenmesi gerektiği, anılan yasanın 264. maddesinde ise dava açılmadan veya icra takibine başlamadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklının bu işlemden itibaren 7 gün içerisinde takip talibinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı alacaklı tarafından 08.11.2005 tarihinde ihtiyati haciz kararı alınmış ve yine aynı gün icra dairesinden bu kararın infazını isteyerek takip talebinde bulunmuştur. Ödeme emri ise borçluya 19.08.2009 tarihide tebliğ edilerek takip kesinleşmiştir.
Bu durumda, alacaklı İİK’nun 261 ve 264.maddelerindeki işlemleri yasal süresi içerisinde yaptığından ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığından söz edilemeyeceğinden davanın konusuz kaldığı yönündeki saptama hatalıdır.
Öte yandan, demirbaş niteliğindeki hacizli mallar borçlu tarafından alacaklıdan 09.04.2005 tarihinde alındıktan sonra 09.09.2005 tarihinde Mesut Alkan isimli şahsa fatura edilmiş ve 15.09.2005 tarihinde de bu şahıs tarafından 3.kişiye fatura edilmiş ve davacı 3.kişi borçlunun bono adresinde borcun doğumundan sonra faaliyete başlamıştır.
Tüm bu olgular örtülü işyeri devri niteliğinde olup, işyeri devrinin İİK’nun44.maddesi koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi işyerini devir alan davacının devraldığı işletmenin borçlarından BK’179. Madde gereğince de sorumlu olacağından bu devrin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın reddine karar vermesi gerekirken aksi düşüncelerle ve davanın hukuksal dayanağı alan İİK’unun ilgili maddelerinde de hata yapılmak suretiyle ve hangi gerekçe ile ihtiyati haciz hükümsüz kaldığı da belirtmeksizin konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 8.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.