YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4917
KARAR NO : 2010/5486
KARAR TARİHİ : 14.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın, dava dışı alkollü sürücü tarafından kullanımı sırasında meydana gelen kazada, hasara uğrayan karşı araç kasko sigortasına poliçe kapsamında 5.000.00 TL ödendiğini belirterek, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.d. maddesi uyarınca, bu meblağın ödeme gününden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, aracı, kazadan önce Doğan Kulu isimli şahsa haricen sattığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıya ait araç sürücüsü olayda %100 kusurlu olup, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği, davalının poliçe şartlarına aykırı davrandığı ve davacının rücu hakkının bulunduğu, harici satışın sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.000.00 TL’nın 20.04.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 2918 Sayılı KTK.’nun 20/d maddesi uyarınca noterlerce yapılmayan harici araç satışlarının geçersiz olmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.d. maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü
Tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Somut olayda; yargılama sırasında, içlerinde nörolog doktorun da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan 12.01.2009 tarihli raporda; kaza anında davalı araç sürücüsünün 187 promil alkollü ve %100 oranında kusurlu olduğu, olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin … 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/260 Esas ve 2008/15 Karar sayılı dava dosyasında, KTÜ Ulaştırma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. …’in 08.08.2007 tarihli raporunda ise; davalı sürücüsünün %60 oranında, hasar gören karşı araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Raporlar arasındaki kusur yönünden çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ’nden, bir nörolog doktor ve iki makine mühendisi bilirkişiden oluşturulacak yeni bir kuruldan, kusur oranı ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı hususunda çelişki giderici, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazalı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.