Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/530 E. 2010/2546 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/530
KARAR NO : 2010/2546
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ : Kadıköy Asliye 5. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı muris … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazını davalı …’a onun tarafından Melike’ye onun tarafından da İzzet’e satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalılar …, …, …, … vekili ve davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının muris … mirasçılarını sıkıştırmak için dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Somut olayda borçlu konumundaki … dava açılmadan önce ölmüştür. Mirasçıları davada taraf gösterilmiş ise de; dosyaya sunulan Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09/08/2006 tarih, 2006/410 Esas ve 2006/970 sayılı kararından, borçlu … ’un tüm mirasçılarının mirası reddettikleri anlaşılmaktadır. Mirası red eden mirasçılara husumet yöneltilemez. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re’sen nazara alınması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. Bu nedenle taraf teşkilinin sağlanması amacıyla Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ilişkin yasal prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerinin toplanıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan yönlerden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/03/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.