YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5480
KARAR NO : 2010/9055
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı, davalı şirkete kasko sigortalı araç ile kendisine ait aracın karıştığı trafik kazasında araçların hasarlandığını karşı araçta kaza tutanağına göre 2.000 TL tutarında hasar meydana geldiğini buna rağmen davalının 32.828,47 TL tutarında hasar tesbit ettirip bunun 10.000 TL’sının kendisinin trafik sigortasından, 20.000 TL’sinin …’den karşılandığını bakiye 2.828,47 TL’nin faizi ile birlikte 3.024,95 TL olarak, davalı tarafından kendisinden talep edildiğini belirterek davalı şirkete borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araç ile davacıya ait aracın karıştığı kazada sigortalı araçta 32.828,47 TL tutarında hasar tesbit edildiğini ve bu bedelin sigortalıya ödendiğini davacının olayda %100 kusurlu olduğunu, davacıya ait aracında müvekkili nezdinde trafik ve … poliçesi bulunması sebebiyle toplam 30.000 TL’nin bu poliçelerden karşılandığını ve bakiye 2.828,47 TL’nin faiziyle birlikte davacıdan talep edildiğini, kaza tutanağında gösterilen hasar bedelinin gerçek zararla örtüşmediğini ekspertiz raporu ve faturalara göre hasar bedelinin 32.828,47 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 2.828,47 TL hasar bedeli ve 196,48 TL faiz toplamı 3.024,95 TL alacak için borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tesbitine ilişkin menfi tesbit davasıdır.
Davalı şirkete kasko sigortalı dava dışı araçta ekspertiz raporuna göre KDV hariç 27.820,74 TL tutarında hasar meydana gelmiştir. Aracın onarımına ilişkin 18.4.2008
tarihli faturada aynı hasar bedeli tesbit edildikten sonra bu meblağa %18 oranında (5.007,73 TL) KDV dahil edilerek 32.828,47 TL hasar bedeli bulunmuş, davalı şirket tarafından dava dışı sigortalısına 5.5.2008 tarihli ibranameye göre 32.828,47 TL ödeme yapılmıştır.
Sigortacı, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olup KDV’de gerçek zarar kapsamında bulunduğundan, KDV dahil hasar bedeli sigortacı tarafından sigortalısına ödendiğine göre bu miktarında zarar verenden tahsili gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksper raporunda bazı parçaların onarılması öngörüldüğü halde, servis tarafından parça değişikliği cihetine gidildiği aradaki farkın buradan kaynaklandığı belirtilmiş; mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa eksper raporunda hasar bedeline KDV eklenmemiş olmasından fark meydana gelmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davalı sigortacı tarafından dava dışı sigortalısına hasar bedeline eklenerek ödendiği anlaşılan KDV yide zarar veren davacıdan talep edebileceği gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de kendisini dava ve duruşmalarda vekil ile temsil ettirmeyen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.