YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5497
KARAR NO : 2010/8315
KARAR TARİHİ : 14.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili, davalı … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava ile, davalı taraflara ait araç sürücülerinin kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacı baba … için 4.598,85 TL destek, 250 TL defin ve 12.500 TL manevi, davacı anne … için de 4.112,55 TL destek, 250 TL defin, 7.500 TL manevi tazminatı kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı … poliçe limiti dahilinde sorumlu olarak) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile, her bir davacı yararına 3.000’er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan İbrahim ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların diğer davalılara ilişkin manevi tazminat davalarının husumet yokluğu nedeni ile reddine, (davalılar … Sigorta AŞ, … ve … yönünden) davacıların maddi tazminata ilişkin davalarının kısmen kabulü ile; davacı … için 4.598,85 TL, … için 4112,55 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile
birlikte davalılar İbrahim ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların cenaze giderine ilişkin taleplerinin de reddine, diğer davalılar …, … ve … Sigorta AŞ yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, birleştirilen maddi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı … ve … vekillerinin tüm, davacılar vekillerinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma, defin ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili dava dilekçesinde “davalı … şirketinden poliçe limiti dahilinde” istemde bulunmuş olmakla, manevi tazminatın talep dışı bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı … sigorta AŞ den de manevi tazminat istemi var kabul edilerek hakkında manevi tazminat davasının reddi ile lehine avukatlık ücreti takdiri doğru görülmemiştir.
3- Raporu hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi ek raporunda, sigorta şirketinin yapmış olduğu 8.478 TL ödemeyi de mahsup ettikten sonra davacı anne … için 4.245,30 TL, davacı baba … için de 4.598,85 TL destekten yoksunluk zararı kaldığını belirtmiştir..2918 sayılı KTK’nun “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersiz olup,tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu yasal düzenleme ile tanınan hak gereği, bu durum dava sırasında bir def’i olarak ileri sürülebileceği gibi, anlaşmanın yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içinde bir davanın açılmış olması halinde, davacının anlaşma (ibraname) ile bağlı kalmak istemediğinin kabulü niteliğindedir. Davalı … şirketinin ödemelerine ait ibraname makbuz niteliğinde sayılarak bu davalı hakkında
da davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davalı … hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
4-Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacılar için 250’şer TL cenaze gideri talep etmiş, Mahkemece delil sunulmadığı gerekçesi ile bu talebin reddine karar verilmiştir. Kaza sonrası tedavi için götürüldüğü … Devlet Hastanesinde desteğin ölümü üzerine davacılar tarafından cenaze Fatsa’ya getirip defnedilmiş olmakla bazı masraflar yapılmıştır. Olayın niteliği gereği bütün giderlerin belgelendirilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğundan davacıların her türlü cenaze giderini belgelendirmesi de beklenilemez. Bu konuda BK 42/2. ve 43. maddesi yol gösterici nitelikte olup aynı zamanda zararın gerçek miktarını belirleyecek olan hakime de görev yüklemektedir. Bu durumda davacılara cenaze giderine ilişkin istek kalemini kanıtlama imkanı tanınmalı, davacıların bu giderlerini kanıtlayamaması durumda belgelenemeyen ancak define bağlı olarak yapılması olanaklı bulunan harcamalar konusunda somut olaya uygun bir tutara karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde cenaze giderlerine ait istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekillerinin tüm, davacılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 475,86 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılar … ve İbrahim’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden edavacılara geri verilmesine 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.