Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/5593 E. 2010/10185 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5593
KARAR NO : 2010/10185
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Şanlıurfa 3.İcra Müdürlüğünün 2005/5359 Esas sayılı dosyasından, kardeşinin borcundan dolayı davacıya ait fırın işyerindeki malların 24.03.2010 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili,borçlunun kredi sözleşmesinde adres olarak haciz adresini verdiği ve tebligatın bu adrese yapıldığını, borçlu ve davacının kardeş olduklarını ve işyerini ortak olarak çalıştırdıklarından haksız açılan davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının İİK’nun 97/a maddesi gereğince malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlu elinde bulunma nedenini ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı taşınır mala ilişkin istihkak davasıdır.
Dava konusu fırın 24.03.2010 tarihinde borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste ve davacı 3.kişi huzurunda haczedilmiştir. Bu durumda hacizli malın borçlu ve davacı 3.kişinin birlikte elinde bulundurduğunun kabulü gerekir.
İİK’nun 97/a maddesi 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ve 3.şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurma halinde dahi mal borçlu elinde sayılır ve anılan madde de yer alan mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararındır. Mülkiyet karinesi aksinin davacı tarafından her türlü delille kanıtlanması olanaklıdır.
Davacı işyerinin kendisine ait olduğuna dair vergi levhası ve işyeri açma ruhsatı sunmuş, hacizli mala ilişkin ise borcun doğumundan çok önceye ait faturasını ibraz etmiştir. Bu durumda davacının karine aksini ispatladığının kabulü gerekir.
Öte yandan, davalı alacaklı bu işyerinin borçlu ile davacının ortak olarak işlettiklerini kabul etmektedir.Bu halde ise adi ortalığın söz konusu olacağı,ortakların kişisel borcundan dolayı da ortaklık malının haczedilmesi mümkün olmayacaktır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davacı 3.kişinin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 23.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.