YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6372
KARAR NO : 2011/2899
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı kızı olan diğer davalı …’a sattığını, konut yapı kooperatifindeki payınında ferdileştirme sonucu yine … adına tapuya tescil edildiğini öne sürerek tapu kayıtlarının iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, satış işlemlerinin muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için öncelikle davacının gerçek bir alacağının bulunması diğer bir anlatımla tasarrufta bulunan kişinin gerçekten borçlu olması ve ayrıca borçlu hakkında düzenlenmiş kati(İİK 143 md.) veya geçici aciz(İİK 105md )belgesinin sunulması gereklidir. Somut olayda Söke Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2009 tarih 2005/17 Esas 2009/185 Karar sayılı ilamından takip konusu senetlerdeki imzaların davalı borçlu …’a ait olmadığı, söz konusu borçlanma ve kefalet ile ilgili borçlunun davacı kooperatif yetkililerine vekaletname vermediği, borçlanma işleminden haberdar olmadığı, davacı kooperatife ortak olma aşamasında olup sonraki eylemlerde bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, davalı borçlu tarafından dava konusu senetlerle ilgili davacı aleyhine açılan Söke 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/247 Esas sayılı menfi tespit davasının devam ettiği anlaşıldığından öncelikle bu dosyaların kesinleşmesi beklenerek alacağın gerçek bir alacak olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; davacı tarafından davanın dayanağı olan Söke İcra Müdürlüğünün 2003/1631 ve 1633 sayılı takip dosyalarından kesin aciz vesikası veya geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı ibraz edilmediği halde bu takip dosyaları ile ilgili de iptal kararı verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 31.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.