YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6673
KARAR NO : 2010/7537
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Adana 3. İcra Müdürlüğü’nün 2005/3939 Esas sayılı dosyasında 23.12.2005-24.12.2005 arasında yapılan hacze konu demirlerin İsdemir A.Ş. den bedeli banka havalesi ile ödenip fatura karşılığında satın alındığını,borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu ve üçüncü kişi arasında organik bağ bulunmadığını,iş yerindeki resmi belgeler incelenmeden haczin yapıldığını, borçluların alacaklı ile danışıklı hareket ederek kullanılan kredi borcu karşılığında Denizbank …ne rehinli olan malları haczettirdiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Müdahil davacı (Denizbank A.Ş.) vekili, davacı şirketin 7992 payını İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2005/9161 Esas sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile satın aldıklarını, borçlu ve alacaklının danışıklı hareket ederek icra takibi başlatıp kesinleştirdiklerini ve üçüncü kişinin adresini göstererek haczin yapılmasını sağladıklarını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı şirketin borçlu şirketin ortakları tarafından danışıklı olarak kurulduğunu, mahcuzların da borçluya ait olduğunu, takibe konu alacağın borçlu tarafından haricen ödenmesi nedeni ile infaza bağlı takibin ve haczin ortadan kalktığını, belirterek konusuz kalan davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu … Ltd.Şti.) vekili, haczin uygulandığı iş yerinin ve mahcuzların borçluya ait olduğunu,davacı şirketin borçlu şirket ortaklarınca kurulduğunu, bu iş yerindeki malların davacıya ait olduğu gerekçesi ile verilmiş kesin hükümler bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu … Doğru), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “alacağın haricen ödenmesi nedeni ile takip dosyasının infazen işlemden kalktığı“ gerekçesi ile konusuz kalan davanın reddine karar verilmiş; hüküm,davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, yüksek Yargıtay 21. H.D. temyiz incelemesi sonucunda verdiği düzeltilerek onama kararını karar düzeltme aşamasında kaldırarak 18.10.2007 gün, 18899-18773 sayılı ilamı ile “konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, maktu karar harcı ile nispi vekalet ücretinin davada haksız çıkan taraftan alınması gerektiği” gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu haczin yapıldığı yerde başka takip dosyalarından yapılan hacizlere yönelik, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine yönelik verilen 2005/661 E-2006/323 K ve 2005/659 E-2006/3421 K sayılı kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, ayrıca alacaklının alacağını haricen tahsil ettiği gerekçesi ile yaptığı 28.02.2006 tarihli talebi üzerine hacizlerin kalkmış olduğu,böylece davanın konusuz kaldığı“ gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına, nispi vekalet ücretinin davacı üçüncü kişiye yükletilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 364/2. maddesi uyarınca takip hukukuna ilişkin temyizin HUMK’daki şartlar dairesinde yapılacağı kararlaştırıldığından, kural olarak istihkak davalarında da kararı temyiz hakkı, davada taraf olarak yer alan ve kararın bozulmasında hukuki yararı bulunan, üçüncü kişi, alacaklı ya da istihkak iddiasına karşı çıkan borçlu ile davanın tarafları dışında kalmakla birlikte asli ya da fer’i müdahale yolu ile katılımı bulunanlara aittir.
Takip dosyasının taraflarından olmayan ve üçüncü kişi sıfatı da bulunmayan Denizbank A.Ş.’nin müdahale talebi kabul edilmişse de; yargılama sonucunda verilen “konusuz kalan davaya ilişkin karar verilmesine yer olmadığına” kararının bozulmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle müdahil vekilinin temyiz başvurusunun reddi gerekmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,55 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.