YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6712
KARAR NO : 2010/7380
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ : Beykoz Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını diğer davalı şirkete satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satışının ortakları kısmen aynı olan şirketler arasında yapıldığını ve 3. kişinin, borçlunun alacaklıdan mal kaçırma kastının bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı borçlu ve davalı 3. kişi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, borçlu ve 3. kişi şirketin ortak yapısı itibariyle birbirlerinin durumunu bilebilecek durumda olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı borçlu ve davalı 3. kişi şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri alacak miktarından daha fazladır. Bu durumda karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde çek üzerinde yazılı miktar esas alınması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yargılama sırasında konulan ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ise de tasarrufun iptali davalarında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, İİK’nun 281/2 maddesi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının, verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edeceği gözetilmeden mahkemece ihtiyati haciz mahiyetinde bulunan ihtiyati tedbirin kararın kesinleştiği tarihle sınırlandırması doğru değildir. Ne var ki bu hususlar yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı borçlu ve davalı 3. kişi şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin hükümden çıkarılmasına (3) numaralı bendinde yer alan “5.022” rakamlarının çıkarılarak yerine “6.009” rakamlarının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.038,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 27.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.