Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/686 E. 2010/7474 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/686
KARAR NO : 2010/7474
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, davalının gerçek zarar miktarını ödemeyi kabul etmediğini belirterek 11.215 TL hasar bedelinin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili araçta rehin olduğunu, rehin alacaklılarının muvafakatının gerektiğini, davacının kazadan sonra aracını durdurmayıp seyrine devam etmesi nedeniyle motor bloğunda hasar meydana geldiğini, sigortalının hasarın artmasına sebebiyet verdiğini, zararın teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.081 TL’nin 10.4.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı Türkiye Garanti Bankası AŞ, Gimat Şubesi 10.10.2007 tarihli cevabi yazısında “daini mürtehinlikten doğan haklarının saklı kalması kaydıyla dava açılmasına muvafakat ettiğini” bildirmiştir. Şarta bağlı muvafakat geçerli değildir. Bu durumda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan Türkiye Garanti Bankası AŞ, Gimat Şubesinin muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.