Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6863 E. 2011/739 K. 03.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6863
KARAR NO : 2011/739
KARAR TARİHİ : 03.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın park halinde iken tesbit edilemeyen bir başka aracın çarpması sonucu hasarlandığını, araçta 13.000 TL tutarında hasar meydana geldiğini, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 7.000 TL.nin 4.1.2007 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 27.6.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talebinin 3.857,60 TL daha artırarak toplam 10.857,69 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili araç üzerinde rehin bulunduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını araçtaki hasarlar ile oluş şeklinin uyumlu olmadığını hasarın araç park halinde iken meydana gelmediğini, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını, ispat yükünün yer değiştirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında, … … … ifadesinde; davacıya ait davalı şirkete kasko sigortalı aracın davacının uzaktan akrabası olduğu için kendisinin fiili kullanımında olduğunu, … …’in zilyetliğinde iken 2.12.2006 olay tarihinde saat 05.00 sıralarında ikametine yakın bir sokağa
park ettiğini, sabah saat 10.00 sıralarında aracın hasarlı olarak görmüş olduğunu, tanık … …, davacıya ait davalı şirkete kasko sigortalı aracın davacının uzaktan akrabası olduğu için kendisinin fiili kullanımında olduğu sırada 2.12.2006 tarihinde saat 05.00 sıralarında ikametine yakın bir sokağa parkettiğini, sabah 10.00 sıralarında aracını parkettiği yere geldiğinde aracın sağ ön ve arka kapısının içine çökmüş, orta direk kısmının çökük koltuk, tavan döşemesindeki hava yastıklarının patlamış, arka tampon kapılarının alt kısımlarının çökük olduğunu tesbit ettiğini, çevreden yaptığı araştırmada tanık…’ın sigortalı araca bir başka aracın çarpıp gittiğini gördüğünü öğrendiğini ifade etmiş ve aynı gün karakola giderek olayı ihbar etmiştir. Duruşmalarda dinlenen davacı tanıkları… ve…, olay tarihinde sabat 05.00 sıralarında çorba içmeye giderlerken gürültüyü duyup dönüp baktıklarında bir aracın hızla uzaklaştığını gördüklerini, gidip bakınca park halinde duran kime ait olduğunu bilmedikleri aracın hasara uğradığını anladıklarını uzaklaşan aracın mercedesi andırdığını, plakasını alamadıklarını, telefon numaralarını çorbacıya bıraktıklarını zarar gören aracın fotoğraflarda gösterilen davacı aracı olduğunu söylemişlerdir.
19.12.2006 tarihli eksper raporunda, araç kapandıktan sonra immobilizer devreye girinceye kadar araç elektrik tesisatında elektrik akımının dolaşacağı immobilizer devreye girdikten sonra elektrik akımı kesileceğinden sürücü araçtan uzaklaşıncaya kadar gürültüsüz bir ortam olan sabah 05.00’te kaza sesini duyacağı, ayrıca elektrik akımı devreden çıktıktan sonra araç hava yastıklarının açılmayacağı, sağ ön tarafta bulunan yolcu emniyet kemer makarasının sıkışmış halde kontrol edildiğinden (bir insan boyunda 1.78 boy, 80 kg emniyet kemer kilidi ve karşılığının kilitlendiği oysa park halinde iken emniyet kemerinin makara içinde sarılmış (toplu) durumda olması gerektiği arka tampon ve sağ arka çamurluktaki sürtünme izi hizasında bulunan sağ arka lastik ve janttaki sürtünme izlerinin park halinde olmaması gerektiği düşünüldüğünden müracaat tutanağı ile araçtaki hasarın birbiri ile uyumlu olmadığı belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araçlardaki hava yastıklarının araç üreticileri tarafından bazı kriterler ve şartların sağlanması sonrasında açılacak şekilde dizayn
.edildiğini, araç üreticileri tarafından belirlenmiş şiddetteki çarpmalarda hava yastıklarının açıldığını hafif darbelerde açılmadığını, yine belirlenmiş açı içinde (etki olanında) darbe aldıklarında açıldığını, etki alanı dışında alınan darbelerde açılmadığını, kontak anahtarı açıkken hava yastıkları sistemlerinin çalıştığını, kontak kapalı iken çalışmadığını, çarpışma tarzına göre hava yastığının açıldığını, takla atarken açılmayabileceğini belirttikten sonra, davaya konu olayda araç park halinde olduğundan (kontak kapalı durumda) ve hava yastığı sistemindeki (…) elektrik kontrol ünitesinde akım bulunmadığından alınan darbe sırasında darbesensörü algılama yapamadığı beyine sinyal gönderemediği tetikleme mekanizması da devreye giremediğinden hava yastıklarının açılmayacağını, mevcut hasarın ihbar edilen şekilde olmadığı, aracın hasarı ve emniyet kemerinin kaza sonrası durumlarının kazanın hareket halinde iken meydana geldiğini gösterdiği bildirilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporunu kabul etmediğini raporun bir örneğinin aracın servisine gönderilerek gerçeğe yansıtıp yansıtmadığını tesbit edilmesini tanık beyanlarına göre kazanın park halinde iken olduğunun kanıtlandığını ifade etmiştir.
Kuşadası ilçe emniyet müdürlüğü 13.5.2009 tarihli cevabi yazısında, hasarla neticelenen önceden meydana gelmiş ve yerinden kaldırılmış araçlar için trafik zabıtası ve genel zabıtaca hasar tesbitine dair kazaya karışanlara verilmek üzere tutanak veya rapor düzenlenemeyeceğini bu durumlarda hasar tesbitlerinin ilgililerinin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmaları suretiyle yapıldığını bu nedenle davacıya ait araçla ilgili görgü tesbit tutanağı düzenlenmediğini bildirmiştir.
Mahkemece, duruşmalarda dinlenen yeminli tanık beyanları ile bilirkişi raporu çeliştiği davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ettiği halde çelişkinin giderilmesi ve itirazların değerlendirilmesi yönünden yeniden rapor aldırılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, İTÜ’den seçilecek trafik ve hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı birlikte gözetilerek davacı tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde, park halindeki araca çarpılması sonucu hava yastıklarının açılıp açılmayacağı emniyet kemerinin konumunun ne şekilde olacağı, davacı tarafça ihbar edilen olayın oluş
şekli ile mevcut hasarın meydana gelip gelmeyeceği araçtaki hasarın uyumlu olup olmadığı ve araçta oluşan hasar miktarı hususlarında dosyadaki önceki raporlarda değerlendirilmek suretiyle denetime elverişli ayrıntılı gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.