YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6880
KARAR NO : 2010/7083
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi,
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda hayatını kaybeden kişinin yakınlarına maddi tazminat ödendiğini, sigortalı aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığını ileri sürerek, ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Trafik Sigortası Genel Şartlar’ın B.4-d bendinde sürücünün alkollü olması nedeni ile gerçekleşen kaza sonrasında, sigortacı tarafından hak sahiplerine ödenen tazminatın, sigortalı araç işleteninden rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Ne var ki, rücu koşullarının oluşabilmesi için, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmiş olması gerekir. Bu nedenle, sürücünün aldığı alkol düzeyi de tek başına belirleyici olmayıp, her olayın somut koşullarının değerlendirilmesi gerekir.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, kaza gece saat 00.30 civarında, yağmurlu bir havada ve tehlikeli bir virajda meydana gelmiştir. Mahkemece hükme esas
alınan bilirkişi kurulu raporunda, kazada başka kusurlu bir kişinin bulunmadığı bu nedenle kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği belirtilmiştir. Oysa, sadece başka bir kişinin kusuru değil, alkol dışında başka bir etkenin kazaya neden olması halinde de, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğinden söz edilemez. O halde, mahkemece, aralarında nöroloji ve trafik alanında uzman kişilerden oluşacak başka bir bilirkişi heyetinden, kazanın meydana gelmesinde etken olan tüm hususların değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporu hükme esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.