Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6883 E. 2011/10765 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6883
KARAR NO : 2011/10765
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili asıl ve birleştirilen davada, davalıların sürücüsü-işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkillerinin yaralandığını ileri sürerek asıl davada 1.300,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi, birleştirilen davada toplam 2.061,40 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile asıl davadaki geçici işgücü kaybını 2.178,72 TL, daimi işgücü kaybını 108.915,21 TL olarak artırmıştır.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne davacı … için 108.915,21 TL daimi işgücü kaybı, 2.078,72 TL geçici işgücü kaybı ve davacı … için 318,22 TL maddi tazminatın, 2.061,40 TL tedavi giderinin, davacı … için 5.000,00 TL ve … için 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve deillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B.K’nun 46. maddesi uyarınca, cismani zarara uğrayan kişi tamamen ve kısmen çalışma gücü kaybından doğan zararını talep edebilir. Davacı vekili, kazada küçük …’un da yaralandığını ve öğretimin bir yıl süre ile geri kaldığını ileri sürmüştür. Kaza tarihinde 6 yaşını dolduran küçüğün sol femur kırığı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının bu iddiası üzerinde durularak öğrenimden bir yıl geri kalması nedeniyle uğradığı zararın takdiri de mümkündür. Ayrıca dava dilekçesinde bu davacı yönünden de manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Mahkemece anılan düzenleme dikkate alınarak davacı … yönünden öğrenimden geri kaldığının anlaşılması halinde maddi tazminata ve yaralanması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı …’in kazada yaralandığı sürekli işgücü kaybına uğradığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı için maluliyet, geçici işgücü kaybı ve tedavi gideri talep edilmiş, işgücü kaybı ve maluliyet tazminatı bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ile artırılmıştır. Daha sonra açılan ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesi talebi de dikkate alınarak 2.061,40 TL tedavi gideri talebinde bulunulmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tedavi gideri 2.661,40 TL belirlenmiştir. Mahkemece, asıl dava dilekçesinde talep edilen tedavi gideri konusunda hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiştir.
4-Borçlar Kanunu’nun 47. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut uyuşmazlıkta kusur oranı, davacı … ve …’in yaralanmalarının ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat yetersizdir.
5-Davalılar vekillerinin temyiz itirazların gelince, davacı … kazada % 22 oranında sürekli işgücü kaybına uğrayacak şekilde yaralanmıştır. B.K’nun 46.maddesi uyarınca sürekli işgücü kaybı tazminatının belirlenmesi için davacının düzenli ve sürekli elde ettiği gelirin belirlenmesi gerekir. Davacı polis memuru olup, bilirkişi raporuna esas alınan bordroda fazla çalışma ücreti ve operasyon tazminatının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının kaza tarihinde çalıştığı birim esas alınmak üzere sürekli ve düzenli elde ettiği gelirin güncel tarihteki değeri sorularak, davalılar tarafından itiraz edilen fazla çalışma ücreti ve oprasyon tazminatı konusunda aylık ödeme biçimi açıklığa kavuşturularak arızi ödemelerin ücrete esas alınmaması gerektiği gözönüne alınarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
6- Davalı Abdüssamed Kızılkaya vekili, davacıya tedavi gideri olarak 1.444,00 TL ödeme yapıldığını savunmuş olup, bu savunma üzerinde de durularak hüküm kurulması gerekirken savunma üzerinde durulmaması da doğru olmamıştır.
7-Kabule göre de, davalı … A.Ş poliçe limitleri sorumlu olmak üzere tazminattan sorumlu tutulmuştur. Ne var ki, dosya kapsamında poliçeler yer almadığı gibi, davacılar lehine hükmedilen tazminat tutarları farklı teminatlar kapsamında olması nedeniyle hüküm infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Mahkemece davalı … tarafından düzenlenen poliçeler (trafik zorunlu mali sorumluluk ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası) getirtilerek, tazminat tutarları konusunda limitler açıkça belirtilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, 5, 6 ve 7 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılara geri verilmesine 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.