Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7252 E. 2010/10065 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7252
KARAR NO : 2010/10065
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı alacaklı Diyaddin Baltaş vekili İzmir 10.İcra Müdürlüğünün 2009/140 Esas sayılı takip dosyasında 3.kişinin işyerinde haczedilen menkullerin 3.kişiye ait olmayıp borçluya ait olduğunu, işyeri devrinin muvazaalı bulunduğunu haczin, borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı bulunan adreste yapıldığını ileri sürerek 3.kişinin istihkak iddiasının reddini istemiştir.
Davalı 3.kişi vekili dava konusu mahcuzların borçludan satın alındığını, bedelinin borçluya nakit olarak ödendiğini, borçlunun ünvanı içinde müvekkilince borçluya ayrı bir ödeme yapıldığını, muvazaalı bir işlem yapılmadığını savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, satış belgeleri ve ödemelerin tutarlılık gösterdiği, davacının davası ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Uyuşmazlık, alacaklının 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemiyle açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz, 3.kişinin işyerinde yapılmış ise de işyerinin kapısında borçlunun ünvanının yazılı olduğu, 3.kişinin de borçluya ait ticaret ünvanı ile faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK.nun 97/a. maddesinde
öngörülen mülkiyet karinesi borçlu/alacaklı yararına olduğu açıktır. Yasal karinenin aksinin ileri süren 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. Haczi uygulayan memurun İİK.nun 96 ve 97 maddelerine göre işlem yapması gerekirken İİK.nun 99 maddesi uyarınca işlem yaparak alacaklıyı dava açmak zorunda bırakması ispat yükünün tersine çevrilmesine neden olmaz. Davalı durumunda da olsa 3.kişinin ispat yükü devam eder. 3.kişinin haciz sırasında işyerinin kendisine ait olduğunu belirterek sunduğu vergi kaydı, kira sözleşmesi, fatura ve banka dekontları takibin dayanağı çek tarihlerinden hemen öncesine ait olduğu gibi ticari hayatta çeklerin vadeli olarak düzenlendiği gözönünde bulundurulduğunda söz konusu belgelerin tarihlerinin borcun doğumundan sonraya ait olduğu ortadadır. 3.kişi haciz sırasında işyerinin isim hakkını ve makinaları borçludan satın aldığını ileri sürüp noterde düzenlenmiş marka devir sözleşmesi sunmuş ise de davalı tanıkları işyerinin ve içindeki malların borçlu tarafından 3.kişiye devredildiğini beyan etmişlerdir. Borçlunun işyerini davalı 3.kişiye devretmesi danışıklı işlemdir. Ayrıca işyeri devri ile ilgili İİK.nun 44.maddesi koşulları gerçekleşmediği gibi Borçlar Kanunun 179 maddesi gereğince de bu devirler alacaklıların haklarını etkileyemecektir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, Davacı takip alacaklısı Diyadin Baltaş olmasına karşın karar başlığında davacı isminin … olarak gösterilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.