Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7576 E. 2010/7467 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7576
KARAR NO : 2010/7467
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi şirket vekili, Antalya 4. İcra Müdürlüğünün 2009/3544 Esas sayılı dosyasından, 3.kişiye ait işyerindeki malların 03.03.2009 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını ayrıca icra müdürünün İİK’nun 97.maddesi uygulamasının hatalı olduğu ve İİK’99. Maddesine göre işlem yapması gerektiğinden bu işlemi de şikayet etmiş, mahkemece her iki dosya birleştirilmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, haczin borçlunun işyerinde yapılmadığı, borçlu ile 3.kişi arasında organik bağ bulunmadığı ve hacizli mallarla borçlunun ilgisi ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile İİKnun 97.madde uygulanmasına yönelik şikayet istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 03.03.2009 tarihinde borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçluya ait vergi levhasının bulunduğu adreste haczedilmiştir. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden, davacı şirketin borcun doğumundan sonra haczi adresinde kurulduğu ve borçlu çalışanlarının davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, borçlu şirketin ticaret sicil adresinin halen haciz adresi olduğu ve vergi levhasının haciz adresinde bulduğu, ödeme emrinin bu adresten alındığı ve iptal edilmediği anlaşılmaktadır.
Yapılan bu işlemler,danışıklı işyeri devri niteliğinde olup alacaklının haklarını etkileyeceği açıktır.Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi işyeri devrinin İİK’nun 44.maddesine uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilemediği gibi, BK’nun 179.maddesi uyarınca işyerin devir alan davacı devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan her iki talep yönünden de davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 28.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.