Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/774 E. 2010/5626 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/774
KARAR NO : 2010/5626
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalıya ait aracın “taşıt giremez” levhası bulunan taşıtların giremediği alana girip dava dışı 3. kişinin aracına çarparak hasarlandığını, 2.849,16 TL hasar bedelinin zarar gören 3. kişiye ödendiğini, davalının olayda %100 kusurlu olduğunu belirterek 2.849,16 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili kusuru kabul etmediğini, ZMMS genel şartlarında sigorta ettirene rücu edilebilecek hallerin sayıldığını, bunlar arasında sigorta ettirenin kastı veya ağır kusuru neticesinde meydana gelen hasarlardan dolayı sigortalıya rücu edilebileceğinin belirtildiğini, davaya konu kazada müvekkilinin kastı olmadığı gibi ağır kusurununda bulunmadığını bu nedenle rücu şartlarının oluşmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.770 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak 2918 sayılı KTK’nun 95/2 ve ZMSS Genel Şartlarının 4/a bendine göre sigortalı aleyhine açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Sigortacının, sigorta ettirene, genel şartlarının 4/a bendine dayalı olarak rücu edebilmesi için karşıt veya ağır kusur halinin varlığı gereklidir. Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder.
Bu açıklamalar altında somut olaya baktığımızda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı …’nin taşıt giremez levhasına rağmen dikkatsiz bir şekilde seyri sırasında vasıtanın gidiş istikametine göre, yolun sağ tarafından kavşağa giren 3.kişiye ait araç ile çarpışması şeklinde kabul edilen olaya, bu oluşum şekli içinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, ancak yukarıda değinilen nitelikte ağır kusurlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Buna göre, olayda ağır kusur halinin bulunmadığı gerekçesiyle rücu davasının sigortalı davalı … yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, tam kusur kavramına yanlış anlam verilerek yazılı olduğu biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 17.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.