YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7742
KARAR NO : 2011/268
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın dava dışı… idaresindeki araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 13.500,00 TL tazminatın 27.06.2008 sigorta şirketine başvurma tarihinden itibaren tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalı … şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, hasarın gerçeğe aykırı olarak beyan edildiğini, yapılan araştırma sonucu kazanın taraflarca düzenlenen kaza tutanağında anlatıldığı şekilde ve saatte meydana gelmediğini, tutanakta tahrifat yapıldığını, sigortalı aracın kaza sırasında davacı asilin sürücü belgesi olmayan oğlu tarafından kullanıldığını ve ispat yükünün yer değiştirdiğini belirtip, tazminat tutarı ile faize itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığı belirtilerek ispat yükünün yer değiştirdiği ve ispat yükü kendisine geçen davacının hasarın teminat kapsamında olduğuna dair delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken, sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Öte yandan, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan rizikoyu teminat içinde kalmış gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispatı sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; hasara yol açan trafik kazasının olayın 12.04.2008 tarihinde meydana geldiği taraflarca kabul edilmiştir. Davalı …, olayın anlatıldığı gibi olmadığı, taraflarca tutulan kaza tutanağında kaza saatinin değiştirildiği, davacıya ait arcın sürücü belgesi olmayan oğlu tarafından kullanıldığı, aracın önceden yaptığı kazalar sonrasında gerekli tamiratın yapılmadığı üzerinde çıkma parçalar kullanıldığı biçimde iddialarda bulunmuştur.
Mahkemece, aracın kaza sonucu hasarlandığına ve araçdaki hasarın miktarının tesbitine ilişkin bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır. Keza, 21.4.2010 tarihli duruşmada, davalı tarafa sürücünün değiştirildiği konusunda tüm delillerini, varsa tanık isimlerinin bildirilmesi için mehil verildiği, bu konuda delil ibraz edilmediğide görülmüştür.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sigortacının rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğine, rizikonun kazadan önce meydana geldiğini, araç sürücüsünün kaza sırasında değiştirildiğini, aracın önceki onarımlarının yaptırılmadığını ve rizikonun teminatı dışında kaldığının, soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekir. Bu iddialarını somut delillerle kanıtlıyamamıştır. (HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları)
O halde, davalı …, aracın trafik kazası sonucu sürücüsünün değiştirildiği, araçtaki hasarın başka bir yerde meydana geldiği, hasara yol açan olayın gerçeğe aykırı olarak bildirildiği konularını somut delillerle kanıtlayamamış olduğu anlaşıldığından, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.