Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7828 E. 2010/9592 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7828
KARAR NO : 2010/9592
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.11.2010 Salı günü davacı … Müh. İnş. Turz. San ve Tic. Ltd. Şti vekili Avukat … ve davalı … vekili Avukat … geldi. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’un müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’a sattığını, onun tarafından diğer davalı …’a satıldığını, …’ın da davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … ve … davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece iptal koşullarının gerçekleştiğinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı dördüncü kişi konumundaki … ile beşinci kişi konumundaki …’ın kötü niyetli olduklarına ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunmamasına, tasarrufun iptali davalarında dördüncü ve be-
şinci kişiler yönünden sadece fahiş bedel farkının kötü niyetli olduklarının kanıtı sayılamayacağına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin davalılar … ve …’a ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine
2)Davacı vekilinin diğer davalı …’a yönelik temyiz itirazlarına gelince; İİK.nun 278/2 maddesinde “Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde oldukları kabul edilerek iptale tabi oldukları belirtilmiştir. Somut olayda mahkemece tasarrufun konusu olan taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi amacı ile keşif yapılıp bilirkişilerden rapor alınmadan ve ivazlar arasında fahiş fark olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu durumda tasarrufa konu taşınmaz başında konusunda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan taşınmazın borçlu davalıdan davalı …’a satıldığı tarih ile … tarafından …’a satıldığı tarihteki gerçek değeri ile ilgili ayrıntılı ve açıklamalı rapor alınarak taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması, yerleşik yargısal uygulamalara göre bir misli veya daha fazla farkın fahiş olduğunun göz önünde bulundurulması, borçlu davalı ile üçüncü kişi konumundaki davalı … arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde üçüncü kişi olan …., taşınmazı elinden çıkarmış olduğundan hakkındaki davanın İİK.nun 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşeceğinden adı geçen davalının taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında, asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak nakden tazminata mahkum edilmesine, ayrıca davalı …’nın dosya arasındaki beyanlarından borçlu davalıdan alacaklı olduğunu bildirmesi nedeniyle İİK.nun 280/1-2 maddeleri uyarınca borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadığının irdelenmesine, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklandığı üzere davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte
açıklandığı gibi davacı vekilinin davalı …’a ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 750,00 vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.